Sedat Peker’in Beykoz’daki evi Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’ne devredildi.
Bu gelişmenin ardından Peker, kendisi tarafından kullanıldığı bilinen Deli Çavuş isimli hesaptan bir dizi paylaşım yaptı.
Kendisine ait mülkün hileyle elinden alındığını savunan Sedat Peker, evin vergilerinin 65 senedir düzenli olarak ödendiğini kaydederek, emlak barışı yasasının çıkması sonrası müracaat ettiklerini, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın şartlarını uygun bulduğunu söyledi.
Eve çöktüler
Peker, evinin Milli Parklar ve Genel Müdürlüğü’ne devrine ilişkin şunları söyledi:
Emlak barışı yasası çıkınca çevredeki tüm evlerle beraber biz de müracaat ettik. Çevre Şehircilik Bakanlığı tarafından şartlarımız uygun bulundu.
Paranın ilk kısmını yatırıp yapı kayıt belgesini aldık (Yani hak sahibi olduk). Evin çok küçük bir bölümü Milli Park Bahçelere aitti. Ancak bu durum tapu almamıza engel değildi. Yapı kayıt belgesi alan herkesin tapuları dağıtılırken geçen sene Mayıs ayında başladığım açıklamalardan dolayı bizi beklemeye aldılar. 10 gün önce ise şeytanın bile aklına gelmeyecek bir plan yaparak evin ve bahçenin tamamını Milli Park Bahçelere dahil ettiler. Bunun anlamı şudur: Emlak barışı yasasına göre Milli parklara bağlı olan yerlere tapu verilemez.
Yani son günlerin moda tabiri ile eve çöktüler. Beni bu dünyada üç şey delirtirdi. İlk ikisini zaten yapmışlardı. Birincisi çocuklarıma silah çekmek, ikincisi ise vatan sevgimi sorgulamaktı. Kahpe kursağında büyümüş namussuzlar bana ajan dediler.
Sosyal medya kullanıcılarına sitem; Soylu’ya açık davet!
Twitter kullanıcılarının magazin sevdiğini ve paylaşımlarının hakkını vermediğini ifade eden Peker ayıca, kızlarına silah doğrultulduktan sonra evinin elinden alınarak kendisinin tahrik edildiğini ve elindeki ‘cephaneyi’ harcanmaya zorlandığını belirtti.
Peker, “Beni tahrik edip seçimden önce elimdeki cephaneyi kullanmamı istiyorlar (çünkü bizim insanımızın hafızasının 1-2 aylık olduğunu onlar da biliyorlar). Ancak ben saf değilim. Fakat tez canlı da bir insanım. Bu yüzden elimdeki cephaneyi böldüm. Seçime 2 ay kala paylaşacaklarım ayrı. Seçim ikinci tura kalırsa paylaşacaklarım ayrı. Seçimden sonra paylaşacaklarım ise apayrı. Fakat benim canımı bu şekilde yakacaklarını bildiğim için de ani tearuzlar için ayırdıklarım da farklı farklı. Ben bu yolları yemem oğlum, hem de hiç yemem. Ne demiştim? Parça parça koparacam, en sonunda ise kütle kütle koparacam. Canınızı hep yakacam. Twitter alemi magazinci olduğu için, maalesef paylaşımlarımın hakkı verilemediği için orta ağırlıktaki paylaşımlarımı bana karşı yapılan ani tearuzlarda kullanacam.” dedi.
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun Şirin Payzın’a yönelik sözlerine de tepki gösteren Sedat Peker, şunları yazdı:
Süslü süleyman, güzel süleyman, aslan süleyman; hani çocuklara karşı kadınlara karşı saygılı olacaktın. Şirin Payzin hanımefendiye yine atar gider yapmışsın. Sen adam olmazsın sülü sen adam olmazsın.
40 yaşından genç kardeşlerim beni aynı zamanda milli hakem olarak seçtikleri için tartışmalarda faul yapanlara karşı mecburen devreye girmem gerekiyor. Ulan süleyman sen gerçekten efsanesin. Yemin ediyorum sen efsanesin. Harbiden büyük dümencisin.
Soylu’ya: Ayet-el Kürsi’yi kameranın önüne geçip bir okusana
Bakan Soylu’nun geçtiğimiz günlerde katıldığı Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi Başkanlığı Subay ve Astsubay Öğrencileri Mezuniyet Töreni’nde yaptığı konuşmaya da atıfta bulunan Peker, Soylu’nun ““Mesleğinizin hakkını verin. Görevinize çıkarken, Allah rızası için abdestli çıkın, Ayet-el Kürsilerle çıkın. Biliniz ki, Cenab-ı Allah sizin muhafızınızdır” sözlerine de değimdi.
Peker, paylaşımında şu ifadelere yer verdi:
Oğlum senin dinle imanla bir işin yok ki. Seni bilmeyen de Ortaköy’ün camii imamı zannedecek. Abdest almadan, Ayet-el Kürsi okumadan göreve çıkmayın demişsin. Ulan süleyman Ayet-el Kürsi’yi kameranın önüne geçip bir okusana. Ancak karşında prompter olmayacak. Eğer okursan çok mahcup olacam hatta utanacam. Ancak bu durum senin sahtekar olduğun gerçeğini değiştirmeyecek.
Ancak bu durum senin sahtekar olduğun gerçeğini değiştirmeyecek. Çünkü Macar asıllı bir Yahudinin hayatını okumuştum. Çok güzel bir kitaptı. Adam İstanbul’dan Arabistan’a hacca gidiyor. Ordan da Doğu Türkistan’a kadar şeyh efendi…
olarak da yolculuk yapıyor (Şeyh efendi olarak). Gerçi o adam birçok duayı ezberlemiş, ancak sen bir güvenlik makalesi okumadan İçişleri Bakanı olmayı başardığın gibi Ayet-el Kürsi’yi de ezberlemeden sahte hoca olmayı başarmışsındır.
sülü seni rezil edecem, seni mahvedecem. Gerçi tam kendine göre birkaç tane hoca da bulmuşsun. Kendi cemaatinin içindeki insanların elinde olduğunu iddia ettiği kayıtlara karşı onu da korumaya aldın değil mi? Size yazıklar olsun, siz adam değilsiniz.


