12.4 C
İstanbul
Cuma, Nisan 17, 2026

HAKLININ TARAFINDA

Nihal Bengisu Karaca’dan ‘Gezi’ kararı tepkisi

Geçtiğimiz gün açıklanan Gezi davası kararı sonrası toplumun ve medyanın çeşitli kesimlerinden tepkiler yükselirken karar bir tepki de Habertürk yazarı Nihal Bengisu Karaca'dan geldi

Habertürk yazarı, gazeteci Nihal Bengisu Karaca, bugünkü köşesinde Gezi davası kararı neticesinde ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan iş insan Osman Kavala ile Mücella Yapıcı, Çiğdem Mater, Tayfun Kahraman, Ali Hakan Altınay, Mine Özerden, Can Atalay ve Yiğit Ali Ekmekçi‘nin 18’er yıl hapse mahkum edilmesine ilişkin sert eleştirilerde bulundu.

Çiğdem Mater’in yapmadığı bir filmden dolayı hapis cezası aldığına dikkat çeken Karaca köşesinde, “Çiğdem Mater ‘yapmadığı’ bir filmden dolayı yapmış gibi ceza aldı. Bu duruşma için kalkıp Almanya’dan gelmiş olduğu halde kaçmış zaten hep kaçıyormuş gibi tutuklandı” ifadelerine yer verdi.

Karaca ayrıca, “Aklı olanın malumudur: Osman Kavala için verilen ‘ağırlaştırılmış müebbet’ cezasına ya da diğer sanıklar için verilen 18 yıl mahkumiyete itiraz etmek için Gezi hayranı, muhibbi olmak gerekmiyor. Ortalama bir hukuk bilincine, adalet duygusuna sahip olmak yeterli” diye yazdı.

Gezi’ye darbe derseniz 15 Temmuz’a ne diyeceğiz

Karaca karara ilişkin köşesinde ayrıca şunları dile getirdi:

“Hukuk, toplumun adalet ihtiyacını giderme yolu olmaktan çıktı adeta, devlet adına sopa gösterme, ‘gelinim seni harcıyorum kızım sen anla’ mantığıyla tüm topluma ‘ayar ve hiza verme’ aparatı haline geldi.

Aradan geçen zamanda gerçek bir darbe girişimi geçirmiş bu milletin ferdi olarak haliyle şunu soruyorum: Gezi’ye darbe dersek 27 Mayıs’a, 12 Eylül’e, 28 Şubat’a, 15 Temmuz’a ne diyeceğiz?

Gezi’ye darbe derseniz, silahı külahı topu tankı ile, silah kullanma tehditi ile, cebir yoluyla siyasi iradeyi sonlandırma niyetiyle bu işe girişmiş pek çok gerçek darbeye ne diyeceksiniz?”

Karaca aynı zamanda Gezi’ye atfedilen özgürlükçü ve sivil yaklaşımdan eskiden varsa bile artık eser kalmadığını söyleyerek Gezicilerin Osman Kavala’yı yalnız bıraktığını savunarak şunları yazdı:

“Çok merak ediyorum, madem Gezi bir destandı, Gezi mükemmelliğin şahikasıydı, Gezi masumiyet abidesiydi ve Gezi’yi desteklemiyor olmak bu kadar büyük bir suçtu,  o zaman Gezi’den dolayı bomboş bir iddianame ile 4,5 yıldır tutuklu yargılanan Osman Kavala’yı neden okadar yalnız bıraktınız, duruşmalarına neden gitmediniz? Misal 9 yıldır bana küfretmek iftira atmak için harcadığınız enerjiyi  Kavala’nın haklarını savunmak için kullansaydınız heyetin kararı bu yönde olmayabilirdi.”

Çok açık ki mesele artık Gezi değil

Kavala nezdinde rejimin hep varolan ama Türk tipi başkanlık modelinden sonra kazandığı özgüvenle dozu çok daha artmış bir meydan okuma var.

Meydan okunan ilk yer, Kavala lehine karar veren 2019 tarihli Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi.

Mahkeme, “Bu sadece Kavala’ya yapılan bir şey değildir, bu yolla tüm sivil toplumun çalışmalarını bastırmak, sivil toplumun sesini kısmak amaçlanmaktadır” diyordu.

Kararla anlaşıldı ki AİHM’in teşhisi gayet doğru.

Devlet yargı eliyle tam olarak bu teşhise meydan okuyor.

İktidar bloku diyor ki “Sakın zenginliğinize ya da Batı’da önemli dostlar edinmiş olmanıza güvenmeyin, hatta Batı’da önemli dostlar edindiyseniz daha çok endişelenin. Canımızı sıkarsanız sizi dünyanın en mesnedsiz iddianamesine sarar, içeri alırız”

Öte yandan Rusya’dan Çin’den dostlarınız, finansörleriniz olabilir. Tabii şimdilik!…

Osman Kavala’nın Batılı dostları vardı, perspektifi de liberal Batılı demokrasilerin entelijansyası ile uyumluydu. Bu pek tabii suç değil, bu vasfı taşımakla beraber aynı zamanda ‘aslında ben herkesten yerli ve herkesten milli olabilirim’ diyerek ‘reisçi’liğe dümen kıranlar krallar gibi ağırlandı.

Karaca, yazısını şöyle sürdürdü:

“Gezi bir destan idiyse, görüşünüz bu ise, -ki saygı duyarım- inandığınız şeyi daha güçlü desteklemeliydiniz. Öyle yapsaydınız, muhalefet şerhi düşen onurlu hakim Kürşad Bektaş’ın pozsiyonu daha da güçlenir, etki gücü artardı, birken iki, üç olurlardı.

Bellediğiniz isimleri rahat koltuğunuzda kaykılarak parmağa sarmaktan hiçbir fayda görmediğiniz şu günlerde, bunun üzerine biraz düşünün derim.”

Karaca’nın yazısının tamamı için tıklayın

Diğer Haberler

CEVAP VER

Yorum Yazabilirsiniz.
İsmini yazın

Sosyal Medya

0BeğenenlerBeğen
894TakipçiTakip
0AboneAbone
- Reklam -spot_img

Son Haberler