Geçtiğimiz günlerde sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı “Ben bu seçimde 6’lı masa kimi aday gösterirse o kişiyi destekliyorum. Aydın mesuliyeti gereği de bunu şimdiden ilan ediyorum. Bekir Ağırdır’ın bilimsel teşhisi “6’lı masanın adayı kazanır” şeklinde. Ben de o kanaatteyim. Adaylar arası hizipçilik yapmak, kavga çıkartmak yanlış” paylaşımıyla sosyal medyada çok konuşulan Habertürk yazarı Nihal Bengisu Karaca, daha sonra Cüneyt Özdemir’le de bir tartışmaya yaşamış, Kılıçdaroğlu’nun adaylığından ziyade masanın bütünleştiriciliğine inandığını ifade ederek masadan çıkacak adayı destekleyeceğini vurgulamıştı.
Etrafında dönen tartışmalar sonrası gazeteci Nevşin Mengü’ye konuşan Karaca, İmamoğlu hakkındaki yargı kararı sonrası muhalefetin dengesinin bozulduğuna dikkat çekerek, bir telaşın başladığını, “O aday olmasın şu aday olsun, yok o da olmasın şu olsun tartışmaları insanların birbirini rencide edecekleri noktaya geldi. Sen ocusun sen bucusun gibi itham etmeye başladılar. Oysa ben her aday olarak ismi geçen insanın hem artıları hem eksileri hem avantajları hem handikapları olduğunu düşünüyorum” değerlendirmesini yaptı.
Masadaki liderlerin her birinin değerli olduğunu söyleyen Karaca, masada oturan her genel başkanın lider olması halinde başarılı olabileceğini ifade etti.
“Muhalefet tabanının aday isimleri üzerinden birbirlerini rencide etmeleri ve o bölünmüşlük görüntüsünün Altılı Masa’ya yakın duran ama oy tercihi belirtmemiş kişileri uzaklaştıracağı da çok açık” diyen Karaca, “Tüm bu gözlemlerim üzerinden bir de şahsıma bir itham geldiğinde böyle bir tavır koyma gereği duydum” dedi.
Altılı Masa’ya olan desteğinin son tartışmalar sonrası iyice netleştiğinin altını çizen Karaca, “Adaylar üzerinden hizipleşmeyi doğru bulmuyorum. Çok enerji kaybettirdiğini düşünüyorum. Tam olarak şu an egemen olan ve muhalefet üzerinde mühendislik faaliyeti gerçekleştiren iktidarın tam olarak istediği çerçeveye oturtulduğunu bu tartışmalar sayesinde görüyorum” diye konuştu.
Kılıçdaroğlu’nun helalleşme adımı
Nevşin Mengü’nün “Kılıçdaroğlucu musun?” sorusuna ise Karaca, “Değilim. Bir isim zikretmiyorum. Ama şu var: Muhalefet partileri liderleri içerisinde ve tabii ki Cumhur İttifakı partileri içerisinde pozitife doğru, Türkiye’nin tamamına bir şey söyleme iradesine doğru en fazla dönüşüm geçiren şahsın Kılıçdaroğlu olduğunu düşünüyorum. CHP gibi bir partinin başında olup, kendi tabanını zaman zaman tedirgin pahasına, daha açılımcı, daha demokratik, daha çözüme yönelik, daha parti üzerindeki algıları kırmaya yönelik, CHP ile hiçbir zaman oturup bir çay içmeyeceği var sayılan kitlelere göz hizasından bir mesaj vermeye yönelik birçok adımları oldu. Başta helalleşme hamlesi olmak üzere…” şeklinde yanıt verdi.
Kılıçdaroğlu’nun helalleşme adımını samimi bir çıkış olarak nitelendiren Karaca, bunun yanı sıra Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem gibi bir sistem önerisinin karşılık bulmasının bu gibi adımlar sayesinde zemin bulabileceğine işaret ederek, “Hem samimi olduğunu düşündüğüm bir çıkıştı hem de rasyonel temelleri vardı” dedi.
‘Kazanacak aday’ polemiği
Kamuoyunda ve sosyal medyada adeta sloganlaşan ‘Kazanacak aday’ tartışmalarına ilişkin ise Karaca, “Kendi kafasındaki aday ismini çok fazla dayatan bir muhalif çevre var. Bir kısmı bazı partilerin danışmanı. Kendilerini daha iyi yerlerde görmek istiyorlar anladığım kadarıyla. Onların sürekli ‘kazanacak aday’, ‘kazanamayacak aday’ tartışmasını pişirdikleri ve kendi öne sürdükleri kişilere fazla müşteri bulamadıkları zaman da insanları ‘vay bunlar Kılıçdaroğlucu’ diye yaftaladıklarını görüyorum” yorumunu yaptı.
Masa güven veriyor
Masanın temsiliyet gücünün yüksek olduğunu belirten Karaca, masada çalışılan konu başlıklarıyla ortaya çıkan dökümanların kendisine güven verdiğini, bugüne kadarki gözlemleri doğrultusunda “Olmayacak bir karar vermeyecekleri izlenimi uyandırmadılar bende” değerlendirmesini yaparken, “Bir tarafta devletin tüm imkanlarına sahip karizmatik lider, diğer yanda ev ödevlerine doğru çalışan, asgari müşterek imkanlarını yoklaya yoklaya giden, yere sağlam basmaya çalışarak ilerleyen bir taraf var ve bu masanın çabası bana daha değerli geliyor” sözleriyle Altılı Masa’ya duyduğu güveni dile getirdi.
Altılı Masa’daki 4 partinin varlığı muhafazakar kitleye teminattır; bunun sakinleştirici bir gücü var
CHP ve İYİ Parti dışında masadaki partilerin anketlerdeki karşılığı üzerinden birtakım çevrelerin “Bunların masada ne işi var” söylemine ilişkin Nevşin Mengü’nün yönelttiği “Diyorlar ki; Demokrat Parti yüzde 0,5. Gelecek ve DEVA Partileri daha yeni partiler. Anketlerde yüzde 1-2 çıkıyorlar. Nasıl oluyor da masada eşit söz hakkına sahipler. Bu siyasetin doğasına aykırı değil mi? diyorlar” şeklindeki sorusuna Karaca şöyle yanıt verdi:
“Gerçek anket seçim gecesi sandıkta belli olacak. Mesela DEVA’nın zikredildiği kadar küçük oy oranına sahip olduğunu düşünmüyorum ama burada mesele o değil. Burada partilerin potansiyel oyları çok fazla. Mevcut karşılıklarından ziyade seçimde muhalefetin öne geçmesi olasılığında kendilerine sığınacak yer arayan, halihazırda sosyal medyada, orada burada AK Parti’yi savunan insanlardan seçim muhalefetin lehine doğru seyretmeye başladığında kendilerine sığınacak yer arayışına gireceklerini görmek zor değil herhalde. Diyelim ki muhalefet kazandı; bu ülke için en istenilmeyen şey 20 yıldır gördüğü, bildiği ve onun hayat memat meselesi olarak kodlamış insanların, partilerini, liderlerini o yitirmişlik psikolojisi içinde gördüklerinde içine düşecekleri telaş ve panik duygusudur. Telaş, panik ve korku olduğu zaman, birilerinin canının yanmasına vesile olacak birtakım sıracalı, kötücül sonuçlar çıkabilir. Eğer insanlar görürse; -ki görecekler- bir iktidar değişimi olduğunda “Orada aslında dünya görüşüm itibariyle ben de temsil ediliyorum”. Rahatlatıcı ve sakinleştirici bir gücü var bu durumun. Altılı Masa’nın birlikte yöneteceğini söylemesi ve dünya görüşüne çok uzak partilerin yanında Demokrat Parti, DEVA Partisi, Gelecek Partisi ve Saadet’in oradaki varlığı kendisini teminat altında hissettirecek.”


