11.6 C
İstanbul
Pazar, Nisan 19, 2026

HAKLININ TARAFINDA

Mariam Kavakçı’nın Davutoğlu’nu hedef alması sonrası dedesi Yusuf Ziya Kavakçı’nın FETÖ’ye özlem duyduğu yazısı yeniden gündemde

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın danışmanı, AK Partili Merve Kavakçı'nın kızı ve milletvekili Ravza Kavakçı'nın yeğeni Mariam Kavakçı'nın Gelecek Partisi lideri Davutoğlu'nu hedef alması sosyal medyanın gündemine oturmuştu

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın danışmanı Mariam Kavakçı, kişisel sosyal medya hesabı üzerinden Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’na ağza alınmayacak ithamlarla saldırmıştı.

Kavakçı, neye dayanarak olduğu bilinmese de Davutoğlu’na hakkını helal etmediğini söylediği paylaşımlarında “Din düşmanları, teröristler ve vatan hainleriyle yan yana duran kimseye hakkımız helal değil. Yok olacaksınız hepiniz çok yakında” şeklinde bir paylaşım yapmıştı.

Kavakçı’ya sosyal medyadan tepki yağarken, bir diğer paylaşımında ise Erdoğan’a ‘halife’ yakıştırmasında bulunduğu görüldü.

Dedesinin yazısı yeniden gündeme geldi

Mariam Kavakçı’nın dedesi Yusuf Ziya Kavakçı’nın 2018 yılında kaleme aldığı “Fethullah Gülen olsam”  başlıklı yazısı ise yeniden gündeme geldi.

Yusuf Ziya Kavakçı, Yeni Akit gazetesinde kaleme aldığı köşe yazısında şunları yazmıştı:

Fetullah Gülen dramatik bir kararla Türkiye’ye dönmelidir, açık bir beyan ile ‘hata ettik, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyib Erdoğan ve arkadaşlarının iyiliğini aldık, suiistimal ettik, yanlış yaptık, tevbe, hem de tevbe-i nasuh ile tevbe ediyorum’ demelidir. ‘Peşiman oldum, nadim oldum, bir dahi işlememeğe azm u cezm eyledim’, diye yüksek sesle ala meleinnas ahd vermelidir.

Kavakçı’nın daha sonra Yeni Akit sitesinden kaldırılan yazısının tamamı şöyleydi:

“Muhterem dost okuyucuların müsamahası ve anlayışı recasıyla dikkat çekmek maksadıyla yukardaki başlık atılmıştır. Maksud FETO mevzuunda dramatik bir kararla bir çözüm takdim etmektir.

Biliyoruz FETO içinde samimi, hayırhah, yardım sever sayıları binlerle ifade edilen bir vatandaş kademesi mevcuttur. Bunlar tabi durumunda ve emir kulu misillu haldedirler.

Bir de üst kademe var, karar verici ve lidersip kadrosu var, bunlar matbu makamındadır. Emir verme durumundadır, muharrik ve motordur.

Bir klik ve bir birine kuvvetle bağlı ve muhaberededir. Zahirdir ki bunlar Fetullah Gülen’e bağlı ve leb demeden leblebiyi anlıyan bir cemm-i gafir gruptur.

15 Temmuz darbe hareketinin dış güçlerin, Batının güç kaynaklarının, istihbarat kuruluşlarının ve NATO tarafından yapıldığı ve bağlantılı olduğu artık müsellemdir. Bu sebeple onlardan uzaklaşmak bir erdemdir, öyle kabul edilmelidir. Yüzlerce masum insanın bombalanarak ve ateş açılarak öldürülmeleri ve yaralanmaları bir vakıadır.

Askerde, sivilde, ticarette, sanayide, istihbaratta, dünyanın her yerinde paralı pullu bir teşkilat olan Feto esas itibarıyla eğitim ve öğretim hizmeti iken açıktır ki Batının istihbarat ve güç kuvvetleri hegemonyası sonucu bugünkü duruma evrilmiştir. Yüzlerce mensubunun yurtdışına kaçmaları ve himaye görmeleri bu dış güçler tesirinin inkar edilemez delilidir. Üst amir kadronun alt kademeye hıyanet ettiği ve tabir caiz ise itibarlarını sattığı anlaşılıyor.

Bence bu teşkilat aslî hizmetine dönmeli ve saf ve temiz mensuplarının güzel duygularına bağlanmalıdır.

Fetullah Gülen dramatik bir kararla Türkiye’ye dönmelidir, açık bir beyan ile ‘hata ettik, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyib Erdoğan ve arkadaşlarının iyiliğini aldık, suiistimal ettik, yanlış yaptık, tevbe, hem de tevbe-i nasuh ile tevbe ediyorum’ demelidir. ‘Peşiman oldum, nadim oldum, bir dahi işlememeğe azm u cezm eyledim’, diye yüksek sesle ala meleinnas ahd vermelidir.

‘Kan döken, bombalıyan, adam öldüren kim varsa onları reddederim, mahkemelerde olanlar suçları sabit olanlar ceza görmelidir, Mahkemelerde ve davalarda mertçe konuşmalılar, asker sivil yalan söylememeliler, dosdoğru konuşmalılar’ demelidir. Doğrusu kelli felli askerler mahkemede niye kem küm ediyorlar ve şöyle askerce ve erkekçe konuşmuyorlar, bu hayret-efza bir hadisedir.

Kendisini 15 Temmuz darbecilerden tecrid etmelidir, açıkça “eskiden adamlarımdı, şimdi değil” diyebilmeli ve kendini onlardan tecrid etmelidir.

Ve Türkiye’ye köyüne dönmelidir. Zaten kaç yıl daha yaşar ki insan. Bildiğini de anlatır, teşkilata sadece eğitim ve öğretim hizmetinde olmalarını emreder ve bir de dünya çapında güçlü bir İslam alimleri yetiştirme ve İslam araştırma merkezi ve üniversiteyi kurar. Bu merkez ve üniversite Dünya’da benzeri olmayan bir kalitede müessese olur.

Türkiye’ye dönünce ve iktidar ile iyi münasebetlerini tesis edince, eminim, ona muamele de iyileşecek, böylece dış güçlerin tesirinden uzak olarak hayatının son günlerini yurtta geçirecek, teşkilatın asıl hizmeti yeniden canlacak ve bir uluslararası İslam alimleri yetiştirme projesi faaliyete girecektir.

Malum tevbe meşrudur, itiraf ve itizar hükme medardır.

FG’nin yurda dönüşüne iki güç mani olur:

1) Dış İstihbarat teşkilatları,

2) FETO’nun üst idare kadrosu ve dış devletlere kaçıp oralara sığınanlar.

Bence FG bu engelleri aşmalı ve radikal bir kararla işin içinden çıkmalıdır.

Türkiye, Erzurum ve köyü memleketi. Yeter artık, Darül Harbi ve küfrü bırakıp Darül İslam’a dönsün. Gelince, fakire göre, öyle işkence etme ve zindana konma gibi bir kötü muamele ile karşılanmayacaktır. “Hata ettik, kul hakkı yedik, özür diliyorum, tevbe ediyorum” deyince akan suların durması lazım. Bu bence en uygun tamir yolu budur.

Kendi dönmeli ve dış ülkelere sığınanlara da dönmelerini tavsiye etmelidir. Bu ancak FG’nin yapabileceği bir hal yoludur. Umarım haricden tıbbi müdahale ve ilaçlama manipülasyonu yoktur, sıhhati ve sağlığı bu tip sorumlu yola girmesine müsaittir.

ABD’den çıkışına mani olacak güçleri atlatıp hastahaneye gider gibi bir davranışla ve Türk İstihbaratının da yardımıyla bu sürpriz hareketi başarmalıdır.

Fakirce bu ehven-i esrar, serreyn değil, esrar arasında en iyi bir çözümdür ve tek çıkar yoldur.

Ümid ederim ki yukarıdaki başlığın manası şimdi iyice anlaşılmıştır. FG maiyyetindeki lider kadronun içinde maqsud yönde telkinde bulunmak matlub olan çözüme daha kolay götürebilecektir.

Bu karmaşık Dünya konjonktüründe arz edilen fikirlerimin fiiliyata geçme ihtimali, anlaşılıyor ki, zayıftır. 

Mesmu olması reca mevzuudur. 

La sekk, bugünün arkasında Ahiret vardır.”

Kızı sahip çıkmamıştı

AK Parti İstanbul Milletvekili Ravza Kavakçı Kan ise, babasının bu yazısından sonra yaptığı açıklamayla “akıl baliğ değil” demeye getirerek, babasının 80 yaşının üzerinde olduğunu ifade etmişti.

Ravza Kavakçı, açıklamasında şu ifadelere yer vermişti:

“Babam Prof. Dr. Yusuf Ziya Kavakçı tarafından yazılan ve 18 Nisan 2018 tarihinde Akit gazetesinde yayınlanan ‘Fetullah Gülen Olsam’ başlıklı yazı, başta 15 Temmuz şehitlerimizin aileleri ve yakınları ile 15 Temmuz gazilerimiz ve hain darbe girişimine karşı kahramanca direnen insanlarımız olmak üzere, kamuoyu vicdanını yaralamış ve herkesi olduğu gibi şahsımı ve ailemi de derinden üzmüştür.

Yazının savunulacak hiçbir yanı yoktur

“Yine de, her hatırın üzerinde tutulması gereken Hakk hatırı gereğince, doğru olana şahitlik etmenin bizim için bir tercih değil bir vazife olduğuna iman ettiğimiz ‘doğruluk dini’ İslam’ın mensupları olarak, açıkça, ‘amasız, lakinsiz, fakatsız’ ifade etmeliyim ki: Her ne sebeple olursa olsun, söz konusu yazının ‘niyeti’ dışında savunulacak hiçbir yanı yoktur ve yazı içeriği, niyetiyle zıt bir şekilde maksadını aşmıştır.”

Babam 80 yaşını aştı

Bir evlat olarak dile getirmek çok zor olsa da babamın 80 yaşını aştığı şu zamanlarda, dünyada pek çok insanın da imtihan edildiği muhtemel sağlık kaynaklı meseleler çerçevesinde ortaya çıkan bu son derece üzücü durumdan dolayı ailemiz adına kamuoyundan özür diliyor, dualarınızı bekliyoruz” 

Diğer Haberler

CEVAP VER

Yorum Yazabilirsiniz.
İsmini yazın

Sosyal Medya

0BeğenenlerBeğen
894TakipçiTakip
0AboneAbone
- Reklam -spot_img

Son Haberler