Saadet Partisi Genel Başkanı Karamollaoğlu AK Parti hükümetine, “Arada Konya’ya gittiğiniz zaman, genelde de Saadet Partimize yönelik algı üretmek için hatırladığınız Erbakan Hocamız kim, siz kim?” diye sordu.
Karamollaoğlu, “Erbakan Hocamız kim, siz kim? Milli Görüş anlayışıyla bugünkü iktidarın hiçbir alakası yoktur! Merhum Liderimiz; “Ben bunları tanıyorum. Bunlar bir leblebici dükkanı bile idare edemezler, batırırlar” demişti ve her zaman olduğu gibi yine haklı çıktı” ifadelerini kullandı.
Karamollaoğlu’nun açıklamaları şöyle:
Bugün 30 Kasım Çarşamba… Artık Kasım ayını da geride bırakıyor ve 2022 yılının son ayına girmiş bulunuyoruz.
Yeni bir yılın arefesindeyiz ve seçimler için artık önümüzde en fazla 6 aylık bir zaman dilimi var.
Saadet Partisi olarak çalışmalarımıza hız verdik, son hazırlıklarımızı da gözden geçiriyor, aynı zamanda hem masa başında hem de sahada aktif bir şekilde çalışıyoruz.
Sözlerimin hemen başında şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki; Saadet Partisi kadroları olarak biz, ruhen ve fiziken seçimlere de iktidara da hazırız!
HAYATA DEĞER KATAN KADINLAR PROGRAMI
Hakikaten teşkilatımızın tüm kademeleri her anlamda özverili çalışmalar yürütmektedir. İl ve İlçe Başkanlıklarımız, Kadın ve Gençlik Kollarımız yoğun bir şekilde çalışmaktadır.
Sözün burasında, Genel Merkez Kadın Kollarımızın geçtiğimiz haftasonu düzenlediği Hayata Değer Katan Kadınlar programının hakikaten özel ve güzel bir program olduğunu vurgulamak isterim.
“25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Günü”nün hemen ertesinde çok anlamlı bir programı icra ettiler.
Bu yıl merhum Prof.Dr. Engin Arık Hanımefendinin anısına ithaf edilen ödül töreninde;
“İyilik Ödülü”nü alan; Sn. Ayşe Tuğçe Karas’ı,
“Kültür-Sanat Ödülü”nü alan; Sn. Duygu Orak’ı,
“Girişimci-Üretici Ödülü”nü alan; Sn. Hüsniye Karakoyun’u,
“Bilim-Akademi Ödülü”nü alan; Sn. Doç.Dr. Fatma Zehra Öztek Çelebi’yi,
“Annelik Ödülü”nü alan; eski YİK Başkanımız Oğuzhan Asiltürk’ün eşi Sn. Sevinç Asiltürk’ü,
“Onur Ödülü”nü alan Sn. Dr. Saime Gürbüz Hanımefendi’yi,
Ve bu programı tertip eden Kadın Kolları Başkanlığımızı ve emeği geçen herkesi yürekten tebrik ediyor; hayatımıza anlam ve değer katan tüm kadınlarımızı canıgönülden selamlıyorum.
YENİ ANAYASA TEKLİFİ
Muhterem arkadaşlarım; aynı zamanda “Parlamenter Sisteme Geçiş” çalışmaları kapsamında bir araya gelerek, yaklaşık bir yıldır birlikte çalıştığımız partilerle de bugüne kadar epey yol katettik. Hepinizin malumu olduğu üzere Pazartesi günü, “Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme Geçiş” ile ilgili anayasa değişikliği teklifimizi kamuoyu ile paylaştık.
Ardından da Demokrat Parti Genel Başkanı Sn. Gültekin Uysal’ın ev sahipliğinde, 2. turun 3. toplantısını gerçekleştirdik. Öncelikle bu sürece katkı sunan, emeği geçen herkesi ve özellikle komisyon üyelerimizi yürekten tebrik ediyorum.
Hemen şunu ifade etmek istiyorum ki; yeni anayasa teklifimiz sadece 6 siyasi partinin değil, 85 milyonun hassasiyet ve beklentileri dikkate alınarak hazırlanmıştır. Gerçekten aylar süren titiz bir çalışma ortaya konulmuş; alanında uzman hukukçuların, akademisyenlerin, STK temsilcilerinin, kanaat önderlerinin ve araştırma kuruluşlarının görüş, değerlendirme ve tekliflerine başvurulmuştur.
Aslında biz bu teklifle Anayasa’yı bütün olarak ele alıp, değiştirme iddiasında değiliz. Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e geçerken, yeni sistemin daha verimli bir anlayışla yürütülmesini temin etmek için elzem olan konuları ele aldık. Milletimizin ihtiyaç ve beklentilerine uygun bir sistemin ortaya çıkması için azami çaba gösterilmiştir.
KURAL TANIMAZ VE KEYFÎ YÖNETİM ANLAYIŞINI DEĞİŞTİRMEKTE KARARLIYIZ
1876 yılında yürürlüğe giren Kânûn-ı Esâsî’den bugüne süregelen 150 yıllık Anayasa geleneğimizde yeni bir sayfa açıyor ve çok partili siyasal hayata geçiş tecrübesinden bugüne dek üç çeyrek asırdır hiç şahit olunmamış bir mutabakata imza atıyoruz.
Unutmayalım ki; birbirinden çok farklı geleneklere ve programlara sahip 6 siyasi parti, teklif ettiğimiz konularda ittifak ediyor. Bu, çok önemli bir adım; özellikle uzlaşma kültürünü kazanma babında önemli bir adım.
İstişare, çoğulculuk ve uzlaşma ilkeleri doğrultusunda hazırladığımız bu toplumsal sözleşme taslağında;
-Etkin ve katılımcı bir yasama,
-İstikrarlı, şeffaf ve hesap verebilir bir yürütme,
-Bağımsız ve tarafsız bir yargı,
-Kurumsal kültürün hakim olduğu bir kamu yönetimi ile,
-Kuvvetler ayrılığının tesis edildiği güçlü, özgürlükçü, demokratik ve adil bir sistemi inşa etmeye kararlıyız.
Bizler, bu teklifle en temelde; hukuk devletini ortadan kaldıran, millet egemenliğini tek bir kişinin iradesine hapseden bugünkü kural tanımaz ve keyfi yönetim anlayışını değiştirmekte kararlığımızı ortaya koyuyoruz.
BU ANAYASA TASLAĞI; ORTAK AKLIN, İSTİŞARENİN VE UZLAŞININ ÜRÜNÜDÜR
Muhterem arkadaşlar, kıymetli vatandaşlarımız; görüleceği gibi bu çalışma sadece yeni bir hükümet sistemi değişikliğinden de ibaret değildir. Biz yeni bir anlayışla; her koşulda “hürriyeti esas alan” ve 85 milyonun “insan onuruna yaraşır” bir şekilde hayat süreceği yeni bir Türkiye’yi inşa edeceğimizin altını çiziyoruz.
Vatandaşın devlete karşı ödevlerini merkeze alan bir bakış açısı yerine, vatandaşlarımızın hak ve hürriyetlerini önceleyen yeni bir paradigma ortaya koyuyoruz; bu çok önemli bir adım. Devleti kutsayan ve herkesin sanki devlete çok büyük bir borcu varmış, sanki devlet vatandaşlarının çok üstünde bir yapıymış anlayışı yerine; devletin vatandaşa hizmet etmesini önceleyen bir anlayışı biz ortaya koyuyoruz. Maalesef, şu an sıkça söyleniyor ancak esas olan devlet değil; ülke ve millettir.
Bu Anayasa’da; tahakküm değil eşitlik, çifte standart değil adalet, baskı değil insan hakları olacaktır. Bu Anayasa’da; milletin özgürlüğü, refahı ve huzuru esas alınmıştır.
Ve bilinmelidir ki; bu Anayasa taslağı, tek bir adamın iki dudağı arasından çıkmış değildir! Bu taslak; ortak aklın, istişarenin ve uzlaşının ürünüdür. Saadet Partisi olarak, bu çalışmalarımızın özgür, adil ve müreffeh bir Türkiye’nin kuruluşuna vesile olacağına inanıyoruz ve bu inanç ve kararlılıkla da çalışmalarımızı yoğun bir şekilde sürdüreceğiz.
ÜLKEMİZ BİR ÇIKMAZA SOKULMUŞTUR
Zira Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin Türkiye’yi getirdiği nokta hepimizin malumudur.
Hem toplumsal hem de yapısal anlamda ülkemiz bir çıkmaza sokulmuştur.
Ne yazık ki karşımızda şöyle özetleyebileceğimiz vahim bir tablo durmaktadır:
-Yüksek enflasyon, işsizlik, borçluluk ve giderek artan cari açık,
-Halkın büyük çoğunluğunu esir almış bir yoksulluk,
-Tepeden tırnağa bir israf, rüşvet ve yolsuzluk düzeni,
-Hasara uğramış devlet kurumları,
-Geçmişin birikimi ve geleneğiyle bağı kopmuş bir devlet mekanizması,
-Keyfî işleyen bir hukuk ve yargı sistemi,
-İstişare ve ortak aklı bir kenara bırakmış yürütme erki,
-Gücü zayıflatılmış ve atıl bırakılmış bir yasama…
Açıktır ki Türkiye, sadece son birkaç yılda bu denli kötü bir tablo ortaya çıkaran bir sistemle ilerleyemez.


