Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir gecede aldığı İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararına karşı kadınlar sözleşmeden vazgeçmiyor. İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesine yönelik açılan davaların duruşmasına bugün Danıştay 10’uncu Dairesi’nde devam edilecek.
Saat 09.45’te başlayacak duruşma öncesinde Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK) tarafından bir basın açıklaması yapıldı. Platform adına basın açıklamasını Avukat Selin Nakıpoğlu okudu. İlk duruşmaya bin avukatın katıldığını hatırlatan Söyleyen Nakıpoğlu, şunları dile getirdi:
“Mahkeme salonu içeresindeki onlarca, adliye önündeki yüzlerce, ülke çapında ise milyonlarca kadının meşru talebi karara bağlanacak. Bir tarafta tek kişilik kararlar varsa diğer tarafta biz milyonlarız. Biz imzanın çekildiği günden önce de sonra da ‘İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz’ diyoruz. Her daim söylediğimiz gibi, eşit yurttaşlık kavramına tahammülleri olamayanların yapmış olduğu karalama ve saptırmalarla Sözleşme’den imza çekildi. Ve şimdi sıra ‘ben istedim oldu’ kararına karşı açtığımız davaların duruşmasına katılmaya geldi. Neden bu kadar emek? Neden bu kadar mücadele? Çünkü bu kavga karanlıkla aydınlığın kavgası. Hukukun gücüne, adalete, toplumsal cinsiyet eşitliğine inananların mücadelesi. Bu değerlere inanan herkesin bu mücadelede olması gerekir. Kadına yönelik erkek şiddetinin en yaygını en çok yaşanılanıdır; küfre, hakarete maruz kalmak, aşağılanmak… Örneğin birkaç gün önce Cumhurbaşkanı’nın geziye katılan vatandaşlar için sarf ettiği sözü duyunca şaşırmadık. Evet duyduklarımızın en kötüsüydü ama ülkenin yarısına yöneltilen ilk hakaret değildi. ŞYıllardır dediğimiz gibi, siyasal iktidarın şiddet içeren, bağırıp çağıran dili, erkeklerin cesaretlenmesine yol açıyor. AKP iktidarında kadına yönelik şiddetin bu kadar artmasının en önemli nedenlerinden biridir bu. Geçen hafta, 1 Haziran günü kadın cinayetlerini durdurmak amacıyla kurulmuş olan bir derneğin, hiç bir somut olguya dayanmayan kapatma davasının ilk duruşması yapıldı. Siyasi iktidar, muhalif kesimlere, ve özelde kadın siyasetçilere, kadın ve LGBTI hakları savunucularına, kadın sanatçılara sistematik olarak taciz ve baskı uyguluyor; kadına karşı eril şiddeti teşvik de ediyor.Hukuk devleti olma yolundan uzaklaştıkça uzaklaşıyoruz.
Sizi dört gün önceye götürmek istiyoruz; dört gün önce 6. Yargı Paketi niteliğindeki 24 maddelik “Hakimler ve Savcılar Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” TBMM Başkanlığı’na sunuldu. Teklifte “Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun, Danıştay içerisinde seçim ile belirlemesi” nin ertelenmesini öneren maddeler var. Bu durum Yürütmenin Anayasa’ya ve yargı bağımsızlığına çok açık müdahalesidir. Anımsayacağımız gibi söz konusu mevcut üye yapısıyla Kurul, İstanbul Sözleşmesi’yle ilgili kararlarında Cumhurbaşkanlığı lehine tavır koymuştu. Dolayısıyla İstanbul Sözleşmesi kararında görüldüğü üzere yürütme; kendi lehine karar alabilecek üye sayısı ve yapısında değişiklik olmamasını sağlamaya çalışıyor. Kurulda sayısal olarak iktidar ağırlığı devam etsin çabasıyla birlikte unutulmamalı ki bu kurul İstanbul Sözleşmesi’ne ilişkin dava sürecinde yine son sözü söyleyecek. Bizler nasıl bir eşitlik karşıtı iklim içinde olduğumuzun çok farkındayız. Tıpkı İstanbul Sözleşmesi’nin feshi gibi hiçbir şeyin güncel siyasi oyunlar uğruna yapılmadığını biliyoruz. Hiçbir şeyi hafife almıyoruz, ama umutluyuz. Cesaretimize, mücadele azmimize ve dayanışmamıza güveniyoruz.”
Nazlıaka: Bugün burada bir tarih yazılıyor
CHP Kadın Kolları Başkanı Aylin Nazlıaka ise açılamasında, “Buraya gelme sebebimiz yaşam hakkımıza sahip çıkmaktır. İstanbul Sözleşmesi bir günde imzalandı, bir günde feshedildi” dedi. Nazlıaka, şöyle devam etti: “Bugün burada bir tarih yazılıyor. Çıkacak olan karar yaşam ile ölüm arasında bir tercihtir. Çıkacak olan karar hukukun üstünlüğü ile üstünlerin hukuku arasında bir tercihtir. Çıkacak olan karar bu ülkede yaşayan 42 milyon kadın ile tek adam arasında bir tercihtir.”
Hatırlayalım
Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nden 20 Mart 2021’de Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile çıkıldı.
Sözleşmeden çekilme kararının iptali ve yürütmenin durdurulması yönünde Danıştay’a 200’ü aşkın dava açıldı.
Danıştay 10. Dairesi, 29 Haziran 2021’de yürütmenin durdurulması istemini oy çokluğuyla reddetti, bu karara yapılan itirazın da 18 Kasım 2021’de Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından reddine karar verildi.
Sözleşmeden çekilme kararının iptali için açılan davaların 10’u 28 Nisan’da görüldü. Davaya bini aşkın avukat katıldı. Duruşmada, Danıştay savcısı çekilme kararına ilişkin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin iptalini istedi.


