Gelecek Partisi’nin resmi sosyal medya hesapları üzerinden paylaşılan açıklamada tepkisini dile getiren Gelecek Partisi Gençlik Politikaları Başkanı Mustafa Gözel, ÇYDD’nin açıklamasına yönelik eleştirilerde bulundu.
20. Milli Eğitim Şurası’nda 128 maddede tavsiye kararı alındı. Alınan kararlar arasında, “Okul öncesi öğretim programında çocuğun gelişim düzeyi dikkate alınarak din, ahlak ve değerler eğitimi yer almalıdır” tavsiyesi de yer aldı.
Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer de karara ilişkin, “Buradaki önerinin doğruluğunu ve yanlışlığını Milli Eğitim Bakanı olarak tartışamam. Bildiğiniz gibi Şura kararları, tavsiye niteliğindeki kararlardır. Uygulanma, yaptırım zorunluluğu yoktur” açıklamasında bulunmuştu.
Şuranın ardından ÇYDD de konuyla ilgili bir açıklama yaptı. Dernekten yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Alınan bu karar bilimsel ve pedagojik olmaktan uzaktır ve evrensel bir kabul olan ‘çocuğun üstün yararı’ ilkesine de aykırıdır. Zorunlu din dersi uygulaması hukuken tartışmalı iken bir de son dönemde devlet okullarında din eğitiminin tarikatlara bırakıldığına ilişkin haberler basına yansımaktadır. Bu nedenlerle, bu kararın uygulaması okul öncesi eğitim çağındaki çocuklarımız için çok ciddi tehdit ve tehlikeler barındıracaktır. Evrensel çocuk haklarına, hukuka ve bilime aykırı, Milli Eğitim Şurasının tarihsel önemine ve değerine de uymayan çağ dışı bu kararı kabul etmiyoruz, Milli Eğitim Bakanlığını yol yakınken bu büyük yanlıştan dönmeye davet ediyoruz.”
Aynı dernek başörtülü gençlerin eğitim görme hakkını da hukuka ve bilime aykırı bulmasa bir nebze samimiyet arayabilirdik
ÇYDD’nin açıklamasına bir video ile yanıt veren Gözel, açıklamasında şunları söyledi:
Milli Eğitim Şurasında oy çokluğuyla bir karar alınmış. Karar, okul öncesi eğitimde çocuklara din eğitimi verilmesi yönünde öneri niteliğinde.
Bunun üzerine bir dernek zehir zemberek bir açıklama yapıyor.
Bu kararın çocuklar için tehdit ve tehlikeli olduğunu, çocuk haklarına, hukuka, bilime aykırı olduğunu, pedagojik olmadığını ve “çağ dışı” olduğunu iddia ediyor.
Bu açıklama beni bir siyasetçi olarak rahatsızlığı etti. Fakat en az o kadar da bir klinik psikolog olarak bu açıklamadan rahatsız oldum.
Çünkü hakikat böyle değil.
İddianın aksine bilimsel veriler okul öncesi dönemde din ve ahlak konularında temel bilgilendirmenin doğru formlarda yapıldığında psikososyal gelişime, bilişsel gelişime pozitif katkıda bulunduğunu işaret etmekte.
Okul öncesi çocuklar hemen her konuda sorular sorar, sorularına cevap ararlar. Cevaplanmayan her soru bir eksiğe yol açabileceği gibi yanlış bir yaklaşımla verilen cevaplar ise çeşitli problemlerin temelini teşkil eder.
Çocukların din ve ahlak konularındaki sorularına da hemen her konuda olduğu gibi “erken çocuklukta gelişim ve eğitim” üzerine profesyonelleşmiş, bu konuda öğrenim görmüş okul öncesi öğretmenleri ve öğretmenler, birçok aileden daha isabetli, çocuk gelişimi açısından da daha faydalı cevaplar vereceklerdir.
İngiltere, Almanya Belçika gibi gelişmiş, demokratik tırnak içinde çağdaş birçok ülkede okul öncesi eğitimde din ve ahlak eğitimi verilmekte.. ve hatta dini eğitim bile verilebilmekte..
Hal böyle iken kendi bağnaz ideolojilerinin her yaşta insana ve çocuğa -öğretilmesini geçtim- dayatılmasından dahi oldukça hoşnut olan ve bunu arzulayan, buna hizmet eden bir güruhun çağdaşlıktan ve bilimden dem vurarak bu öneriye karşı çıkması oldukça ironik.
Tabi aynı dernek başörtülü gençlerin başlarını açmadan eğitim görme hakkını da hukuka ve bilime aykırı bulmasa bir nebze söylediklerinde samimiyet arayabilirdik..
Yolsuzlukları, adam kayırmacılığını, adaletsizliği dini argümanların arkasına sığınarak meşrulaştırmaya çalışanlar ile
Dine, inanca ve birtakım toplumsal değerlere karşıtlıklarını faşizan bir üslüpla dikte etmeye çalışırken bilimi ve evrensel değerleri buna alet etmeye çalışanlar ülkemize aynı ölçüde zarar vermektedir.
İktidardan beklentimiz, milli ve manevi değerlerimizi istismar etmeye, kavramlarımızın altını boşaltmaya bir son vermeleri, toplumu bütün bunlardan soğutan eylem ve söylemlerden kaçınmalarıdır.
Bu tür gruplara tavsiyemiz ise bu milletin inancına, değerlerine ve kimliğine açtıkları savaşa bir son vermeleri kendi ideoloji ve yaşam tarzlarının dışında kalanlara karşı nefret ve kin beslemekten vazgeçmeleridir.
Ülkece birlikte yaşama kültürünü geliştirmeli, kutuplaştırıcı her türlü söylem ve eyleme tepki göstermeliyiz.
Unutmayalım, gelecek hepimizin.


