İlk olarak 2016 yılında yayınladığı Pelikan Bildirisi adı altında ve Selam Olsun başlıklı isimsiz bildiriyle gündeme gelen ve Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun görevi bıraktığı döneme ilişkin ortaya koyduğu asılsız iddialarla kamuoyunun tepkisini çeken Pelikan yapılanması, zaman zaman kabine içindeki bakanlara hatta yargı ve emniyet mensuplarına varıncaya dek kontrolündeki medya kuruluşları aracılığıyla gözdağı vermesiyle tanındı.
İçlerinde TRT Yönetim Kurulu üyesi ve Sabah gazetesi yazarı Hilal Kaplan ile eski eşi Süheyb Öğüt’ün yanı sıra İdris Kardaş, Haşmet Babaoğlu, Melih Altınok, Cemil Barlas ve PKK terör örgütü üyesi olmaktan cezaevinde yatan Kurtuluş Tayiz gibi isimlerin yer aldığı Pelikan grubu, operasyonel faaliyetlerinin ilkini söz konusu bildiriyle gerçekleştirmişti.
Faaliyetlerini Kuzguncuk’ta bulunan bir yalıda Bosphorus Global (Boğaziçi Küresel İlişkiler Merkezi) adı altında sürdüren grup, Erdoğan’ın eski metin yazarı ve AK Parti eski milletvekili Aydın Ünal üzerinden Şenol Kazancı, İbrahim Eren ile Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’ı da hedef almıştı.
Bakan Gül’ü de hedef aldılar
Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün, yargıda İstanbul Grubu olarak bilinen ve Pelikan yapılanmasına yakınlığıyla bilinen ekibi tasfiye etmek istemesinin ardından Gül ile bu yapılanma arasında açıktan bir çekişme başlamıştı.
Yaşanan bu gelişmeler sonrası emekli hakim Mustafa Karadağ, gazeteci Yavuz Oğhan’ın Bidebunuizle programına konuk oldu ve siyasetin tartışma konusu olan Pelikan Grubu’nun yargıda temsiliyeti olduğunu iddia etti.
Pelikan Grubu’nun avukatının İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı İrfan Fidan’ın odasının yanında odası olduğunu, gölge başsavcı olarak çalıştığını öne sürdü. Karadağ ayrıca, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı’nın ve ‘gölge başsavcı’nın bulunduğu kata kendilerinin çıkmasının yasak olduğunu, İrfan Fidan’ın ‘gölge başsavcı’nın oluru olmadan hiçbir şey yapamadığını da iddia etti.
Karadağ’ın bu iddiaları sonrası hakkında soruşturma açılarak ifadeye çağrılmıştı.
Bakan Gül’ün görevden alınması
29 Ocak’ta Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı kararıyla Gül’ün yerine, geçmişte de Adalet Bakanı olarak görev yapan Bekir Bozdağ getirildi.
Gül – Soylu polemiği
Soylu ile Gül arasındaki gerilim, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun kişisel sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı bir paylaşım ve Adalet Bakanı Gül’ün yanıt vermesi sonrası zirveye tırmandı.

Gül ise Soylu’ya şöyle yanıt verdi:
"Klavye başına geçip sosyal medyada bana her gün tutuklama siparişi verenlere sesleniyorum. Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Burada kanunlar, kurallar, usuller işler; hukuk işler. Bu işleyişi beğenmeyen gider itiraz hakkını kullanır ama yargıya parmak sallayamaz"
Gül – Pelikan gerilimi
Abdülhamit Gül öncülüğündeki Milli Görüş geleneğinden gelenlerle Berat Albayrak’la bağı bilinen ‘Pelikancılar’ olarak adlandırılan grup arasındaki çatışma şiddetlenmeye başlayınca, Berat Albayrak-Soylu gerilimine mola verilip Abdülhamit Gül’e karşı ittifak olunduğu öne sürülmüştü.
Bunlara karşın, Cumhurbaşkanlığı’na yakınlığıyla bilinen hukukçuların ve ‘Pelikan grubu’ denilen grubun İstanbul’da yoğunlaştığı belirtilen faaliyetlerine karşı, Gül, özellikle Hakimler ve Savcılar Kurulu ile Yargıtay’da etkinlik sağlamaya çalışmıştı.
Yargıdaki güç mücadelesi, Sabah gazetesinde Gül aleyhine yazılan yazı ile başlamıştı.
Sabah yazarı Dilek Güngör, 17 Eylül’de, “FETÖ ile mücadele edenler sürülüyor. Telefonunda ByLock çıkanlar, darbeci akrabaları olanlar unvanlı görevlere geliyor. Tehlike büyük” diye yazmış, Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak’a yakınlığıyla bilinen medya grubunun “yargıda FETÖ’cüler hâlâ etkin” çıkışı, Gül’ün yaşadığı bir diğer krizin fitilini ateşlemişti.
Adalet Bakanı Gül ise kendisine yönelik bu yazıya, Berat Albayrak’ı hedef alarak “Daha düne kadar FETÖ’cülerle aynı maklubeye kaşık sallayanlar bugün çıkıp bize FETÖ ile mücadele dersi vermeye kalkışmasınlar” sözleriyle yanıt vermişti.
Sabah gazetesinde çıkan yazıların arkasında ise yargıda İstanbul Grubu olarak bilinen yapının olduğu kulislerde konuşulmuş, İstanbul Grubu’nu Erdoğan’ın İstanbul’daki avukatlarının yönettiği dillendirilmişti.
Tarikat ve cemaatlerin güç kavgasına sahne olan Adalet Bakanlığı’nda Gül’ün en büyük rakiplerinden birinin de İstanbul Grubu olduğu konuşulmuştu.
Adalet Bakanlığı’nın bu gruba yakın avukatların savunduğu iş insanı Fettah Tamince’nin kapatılan dosyasının açılması için kanun yararına bozma talebiyle Yargıtay’a başvurması da İstanbul Grubu’na mesaj olarak yorumlanmıştı.
Bu kez hedefte Bakan Varank var
Türkiye gazetesi yazarı Fuat Uğur’un ‘Elektrikli Traktör’ yazısı üzerine dava açan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank da Pelikancıların hışmına uğrayan bakanlar arasında yer aldı.
Fuat Uğur’un dava sonucu tazminata mahkum edilmesinin ardından Pelikan grubu mensupları sosyal medya üzerinden şunları yazdı:
Sabah gazetesi yazarı Hilal Kaplan: Bakan Varank, Fuat Uğur’un ‘elektrikli traktör’ yazısının yanlış olduğunu projeyi hayata geçirerek kanıtlayabilirdi. Ama kendisi yerel mahkemenin kararına itiraz edip Uğur’u para cezasına mahkum etme, icra ve haciz yolunu seçmiş. Yanlış yapmış.
Milat gazetesi yazarı Ufuk Coşkun: Fuat Uğur gibi yıllarını bu işe vermiş, tecrübeli, kaliteli, vicdanlı bir gazeteci bunu hak etmiyor. Gerçekten çok üzücü bir durum bu. Oysa elektrikli traktör bir buçuk yıl öncesinden çiftçiye ulaşsaydı çok farklı olabilirdi her şey’ diyor Fuat Uğur. Çok haklı. Evet, elektrikli traktör üretimi neden gecikiyor?
Selman Öğüt: Yazıyı okuyunca tek cümle geldi aklıma: Fuat Uğur’a bu konuyla ilgili ayıp edildi ve ayıp edilmeye devam ediliyor.
Sabah gazetesi yazarı Salih Tuna: Fuat Bey'in aksine, Bakan Varank'ın ne yapmak istediğini ben hiç anlayamadım. Sayın Bakan bir açıklama yaparsa seviniriz.
Star gazetesi yazarı Hüseyin Gülerce: Böyle olmamalıydı. Üzüldüm. Dostları, ikna yerine cezalandırmak yolunu savunamayız.
Gazeteci Gökhan Özbek: Eğmeden bükmeden söyleyelim, bunun adı terör örgütü!
Dün gece genel yayın yönetmeni olduğu YouTube kanalı üzerinden bu grubun ilişkilerine ve etkinliğine dair değerlendirmelerde bulunan Gökhan Özbek ise söz konusu grubu ‘terör örgütü’ olarak tanımlayarak şunları söyledi:
“Pelikancı Terör Örgütü! Ne adını verirseniz verin arkadaşlar. Yine kaos planı içinde. Hatırlarsınız; 31 Mart 2019 akşamı tüm Türkiye’de ve İstanbul’da bir seçim heyecanı yaşanıyordu. İstanbul’da Ekrem İmamoğlu seçimi kazandığı an sabah rakip aday Binali Yıldırım çıktı ve ‘Ekrem İmamoğlu YSK sonuçlarına göre öndedir‘ diyerek aslında seçimi tescil etmişti. Ama birtakım güçler, birtakım odaklar ‘Hayır, bu seçimi sen kazandın. Onlar hile yaptı, onlar çaldı’ diyerek düğmeye bastı. Bu ekip Pelikancı bir örgüttü. Bana göre artık bu örgüt artık Pelikancı Terör Örgütü! Darbe yaptılar. Kimse kusura bakmasın. Ahmet Davutoğlu, görevi başındaki bir başbakan görevinden indirildi. Ondan sonra yargıda güçlüler. İstanbul ve Ankara adliyelerinde Pelikancı yapılanmaya bağlı hakimler, savcılar var. Emniyet ve kolluk güçleri üzerinde güçleri var. Onların kontrolünde olan emniyet amirlerini biliyorum. Zaman zaman sosyal medyaya düşüyor. Gözaltılarda, tutuklamalarda… Ciddi anlamda sıkıntı var. Yine bunun hem silahı, hem yargı gücü, hem medya gücü hem de mevcut iktidarı devirme gücü varsa kimse kusura bakmasın. Bunların örgütlü trol çeteleri de var. Bunun adı terör örgütü arkadaşlar. Eğmeden, bükmeden söyleyelim. Bir gün bu ülkede Pelikancı Terör Örgütü davası açılacak. Kimler yargılanacak onları o gün göreceğiz. Her şey yalıda oturmakla kalmıyor”


