20.5 C
İstanbul
Çarşamba, Haziran 3, 2026

HAKLININ TARAFINDA

Davutoğlu, Hatay’dan Erdoğan’a seslendi: “Devletin helalleşmesi sorumluluğu üstlenerek olur”

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, KARAR TV Gündem Özel programında gazeteciler Ahmet Taşgetiren ve Elif Çakır'ın konuğu oldu

Davutoğlu’nun konuşmalarından satırbaşları şöyle:

Bu benim üçüncü gelişim. Geçen geldiğimde her günü bu konteyner kentte geçirdik. Bu arazi bataklık gibiydi neredeyse. Şimdi nerede 400 kişi barınıyor.

Sayılar söyleniyor; 49 bin 282. O çocukların yaşadıkları deprem hikayelerini geçen geldiğimde hep dinledim. Hepsi anlatmak istiyor. Öyle de anlaşıyorlar ki… “Ben hissettim” diyor. Depremden çıkış stratejisi belirlemiş çocuk…

İskenderun’un Pınarbaşı Mahallesi’ne gitti. geçen geldiğimde. Bir yaşlı elimden tuttu: “Burada bir yatak var ama nerede yatacağım?” dedi. O bölge Sayın Erdoğan’ın afet bölgesinden çıkardığı yer.

Bir başkası, “İki haftadır su görmedim” dedi. Büyük bir acı. Ben bu şehirlerin hepsinin tarihi dokusunu bilirim.

Sare Hanım ile geçen geldiğimizde gezdik, bir yer görüyorsunuz bundan daha kötüsü olamaz diyorsunuz, başka yere gidiyorsunuz bundan daha kötüsü olamaz diyorsunuz. Mozaik Hastanesi’ne gittik bugün. Ama başka bina da ayakta kalmış. Demek ki sağlam yapılan kalıyor.

Kanal İstanbul’u yapmayın

Buradan çıkışın beş ilkesi olacak:

Toprakla barışıp imar. Toprak diyor ki, “Benim üzerime bina yapma.” Malatya’nın merkezinde de büyük yıkım var. Girdik Malatya’ya. Malatya’nın kayısı bahçelerinin olduğu yere 10 kat bina yapılmış. Biz topraktan geldik, toprağa gideceğiz. Her şehir için ayrı bir yasa çıkarmayı planlıyorduk. Ve en çok da İstanbul tabi. İstanbul’da herkes diken üstünde. Tayyip Erdoğan’la bütün mücadelemiz buydu. Kanal İstanbul’u yapmayın. Kanal İstanbul bir cinayettir. Rapor var.

Nurdağı’na ilçe başkanı buldunuz da ne oldu?

2018’de son görüşmelerimizden birinde 33 sayfalık raporun bir kısmı Kanal İstanbul ile ilgili. “Siz İstanbul’u bir adaya döndürüyorsunuz” dedim kendisine. “Ahmet Bey” dedi “Köprüler”…” Köprüler çöker. O rant var ya o rant gözü bürüyen rant. “İşte biz dediğinizi yaparsak, siyasi ahlak yasası ve imar yasası ile ilçe başkanı bulamayız” dedi. Nurdağı’na ilçe başkanı buldunuz ne oldu? İlçe belediye başkanı ve imar müdürünü birlikte tutukladınız.

Tarih ve kültürle barışık restorasyon

Tarih ve kültürle barışık restorasyon yapacağız. Şimdi herkes enkaz kaldırma telaşında. Enkazı kaldırırken üç şeye dikkat edeceksiniz: 1-Enkazın içinde hala ceset olabilir. 2-İnsanların birikimleri orada. 3-Bu hafriyatı nereye kaldıracaksın?

Oranın toprak kalitesini bozar, çevre kirliliğine yol açar. O zamana kadar insanlarımızın geçici konutlarda ağırlanmasının yanı sıra öyle bir şehir kurmalıyız ki, “Seçim kazanacağız, acele edelim” denmez.

Deprem olmadan önce 30 Ocak’ta Ortak Politikalar Metni’ni açıkladık. O metinde çevre, şehircilik ve afet yönetimi kısmında ne yapacağımız yazıyor. Şehir konusu da benim hassasiyetimdir biliyorsunuz.

Afet planlaması

Deprem haberini alır almaz bütün il başkanlarımızı aradım ve bir tek Hatay İl Başkanımıza ulaşamadım. Her partinin depremin ilk zamanlarına dair planları var. Bütün partilerin fikirleriyle bir deprem komisyonu oluşturalım dedik. Ama bu yeterli değil. Geçen hafta bir çalıştay yaptık. Bu konularda en uzman isimlerle çalıştık. Her partinin bu çalışmaları var. Bir iktidar nasip olursa; halkın tek tek ihtiyaçlarına cevap verecek bir çalışma yapmak lazım. Bir aşama; depremden önce yapılan hazırlık. Sonrası deprem sonrası ilk üç gün, arama-kurtarma dönemi. Şimdilerde ise; artık insanlar kaybettiklerini kaybetti kendi hayatlarını nasıl kurmaları gerektiği telaşı içindeler.

Asrın felaketi diyerek işin içinden çıkmaya çalışıyorlar

‘Asrın felaketi’ deyip işin içinden çıkmaya çalışıyor. Adıyaman’a Kahramanmaraş’a gittiğimizde, “İlk iki gün kimseyi görmedik” diyorlar. Halk, devleti yanında görmek ister. Kırıkhan’da bir teyze, sarıldı, “Nerede benim devletim? Tuvalet için bu yıkık binalara giriyorum” dedi. Çadır temin ettik getirdik. O bana denk geldi getirdik. Üç insan var. Çadırı olmayıp çadır talep edenler, çadırı olup çadır kentte olmayanlar ve çadırı olup çadır kentte bulunanlar.

Sorunların temeli cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi

Barınma sorunu var, gıda sorunu var, su ihtiyacı var. Bölgenin en ihtiyacı temiz su. Yönetim boşluğu var. Sistematik bakılmıyor. Bu konu siyasetsiz söylenemez. ‘Hala neden toparlanamadı’nın arkasında siyaset var. Bunun sebebi; Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemi.

Afet talimatla yönetilmez

Kurumlar işlerini yaparken otomatik olarak çalışsınlar. Afet yönetiminde de angajman kuralları vardır. Bunun olmadı için kurumlara güven lazım. AFAD’a, Kızılay’a ve Türk Silahlı Kuvvetleri’ne güveneceksin. Siz o sistemi kurduktan sonra her yere müdahil olmanız gerekmiyor. Ama bugün Cumhurbaşkanına ihtiyaç var. Gelen haberlere göre; depremin haberinin cumhurbaşkanına saat 05.00 civarı olduğunu kanıtlıyor.

Bir adama görev verdiysen, “Bana sormadan yaparsın” diyeceksin. Kızılay’ı bir rant alanına dönüştürmüşler. AFAD’ı bir çiftlik haline dönüştürmüşler. Ben bırakmadan AFAD, hantal değildi, yukarıdan makro bakardı. Bizde Başbakanlığa bağlıydı. Şimdi İçişleri Bakanlığı’na bağlı. Birisi bir bakanın eniştesi… Kurum böyle yok oluyor. Kızılay’ın işi bir ticaret yapmak değil, holdingleşti.

Devletin helalleşmesi sorumluluğu üstlenerek olur

Dini kavramların içi boşaltıldı. ‘Faiz yasağı’ dendi en yüksek faizler katmerli verildi. Cumhurbaşkanı da “Faizle mücadele ediyorum” deyip dini kavramları tüketti. Aynı şey burada da geçerli. Helalleşme doğru bir kavram ama bir devlet adamının helalleşmesi sorumluluğu üstlenmekle olur. Diyecek ki, “Biz şunu şunu yapamadık ve yapamayanları görevden aldım. Ben de yapamadım ben de istifa ediyorum” Helalliğin karşılığı ne?

Böyle bir kader inancı İslam’da yok

Bir de kader kavramını da burada örselediler. Böyle bir kader inancı yok İslam’da. Böyle kavramlar siyasi rant için tüketilir hale geldi. Ben çok net söylüyorum. 2015’te biz imar yasasını teklif ettik. O yasa ile on milyarlarca lira birikecekti.

Türkiye’de yerel ve ulusal imar baronları var

Bunu söylediğimde müteahhitler beni yanlış anlamasın. O zaman da Erdoğan beni, müteahhitler ile karşı karşıya getirdi. Ben inşaat sektörünün niteliğini artırmak istiyorum. Ama Türkiye’de yerel imar baronları var ve ulusal imar balonları var. Neşteri alıp şöyle bir atacaktı. Bütün geçmiş imar müdürlerinin arşivini çıkaracağım. Ne emlak zenginleri var arada. Bu daire şöyle oluyor; “Şu kadar daire yapıyorum, sana da şu kadar vereyim.”

İstanbul’da güya bir vakfa, tezyinat ruhsatının verilmesi için bir gökdelenin 10 katını verdiğini söyledi, sahibi bana.

Neşter vurduğum için hedef alındım

Türkiye’nin gözbebeği olan bir mahalle için, “ÇED Raporu olmadan yapmam” dedim. Dediler ki, “Şuraya bir okul yaptık.” “Bir dakika, Türkiye Cumhuriyeti muktedir bir devlettir. Okulu ben yaparım. Sizin göreviniz okul yapmak değil, müteahhitliktir. Gidin işinizi yapın” dedim. Öyle olmuş ki, hayır görüntüsü altında, başka işler yapılır hale gelmiş. Ve bunların hepsi de dini kavramlarla yürür hale gelmiş. Neden bunlar beni hedef edindiler. Çünkü aldım neşteri, vurmaya başladım.

Biz bütün bu imar düzenlemelerini yapacaktık. Kadir Topbaş ve bütün daire başkanlarını topladım. “Burada gelen bütün rantları biliyorum. Bu şehre dokundurtmayacağım, kimin ilişkisini görürsem hesap sorarım” dedi. Onlar, benden hesap sordu. Hesap gördüler. Yoksa neydi benim günahım. En onurlu hesabı ben yaptım. “Sizinle yol yürümem” dedim.

Bunların hesabı kaç müteahhit ne kadar para kazanacak

Bir siyasi iktidar vardır. Kurumlar, siyasi iktidara sabittir. Akıllı siyasi iktidar, kurumların başına yetkili birisini getirir ve der ki, “Sen serbestsin ama yanlış yaparsan hesap sorarım.” Ben devleti böyle yönettim.

Bunların şu andaki hesabı; kaç müteahhit ne kadar para kazanacak hesabı. Yoksa neden davetiye usulü yapılır ihaleler. Üç be şirkete şehirler parsellenmiş. Bu olmaz.

Diğer Haberler

CEVAP VER

Yorum Yazabilirsiniz.
İsmini yazın

Sosyal Medya

0BeğenenlerBeğen
894TakipçiTakip
0AboneAbone
- Reklam -spot_img

Son Haberler