MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Yargıtay’ın CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu hakkındaki hapis cezasını onamasına ilişkin olarak, ” Nihayet Türk yargısı hükmünü vermiş ve konu kapanmıştır” dedi.
Bahçeli, İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliği sürecine ilişkin olarak, “Ukrayna savaşı bitmeden, ateşkes temin edilmeden, NATO’ya üye katılımı insanlığı yeni bir ateşe sürükleyecektir.” görüşünü savundu.
Bahçeli’nin konuşmasından satır başları şöyle:
” Aziz milletimiz bugün iki ayı uçta sabitlenmiş siyaset tarzıyla karşı karşıyadır: Bir yanda eser ve hizmet siyaseti milli şuurun refakat ve riyasetinde devamlı serpilirken, diğer yanda iftira ve yalan siyaseti gittikçe etkinlik ve derinlik kazanmaktadır.
Türkiye’mizin büyümesinden, gelişmesinden, gücüne güç eklemesinden rahatsız olanların nasıl bir zafiyete, nasıl bir zillete düştüğü fazla söze hacet bırakmayacak ölçüde ortadadır. Milletimizin nam ve hesabına yapılan her icraata kulp takanlar esasen kafalarına fitne külahı geçirip haset ve hüsran içinde çırpınan zavallılardır.
Her atılıma, her yatırıma, her milli kazanıma leke sürmek için fırsat kollayanların bize göre basiretleri kapanmış, vicdanları katılaşmıştır.
Türkiye hak ettiği seviyelere, layık olduğu gelişmişlik mertebelerine hamdolsun aşama aşama ulaşmaktadır.
Siyaset ve ekonomide zorlu şartlara rağmen ülkemiz dev bir şantiye görüntüsünde
Siyaset ve ekonomide zorlu şartlara rağmen ülkemiz dev bir şantiye görüntüsündedir. Yollar yapılmakta, köprüler kurulmakta, havalimanları açılmaktadır. Ekonomik büyüme, sosyal gelişme ve milli bütünleşme yolunda atılan sağlam ve sağduyulu adımlar umutlarımızı kamçılamaktadır. İhracat rekorları kırılırken hızlanan yatırım seferberliği, yaygınlaşan hizmet siyaseti Türkiye’mizin çehresini değiştirmekle kalmayıp geleceği lehimize çevirme iradesini de güçlendirmektedir.
Enflasyon canavarının başı mutlaka ezilecektir
İnanıyorum ki, pazarda, markette ve diğer alanlarda insanımızın refahını ve geçim standartlarını olumsuz etkileyen fiyat artışlarının da önüne geçilecek, enflasyon canavarının başı mutlaka ezilecektir.
Niyet hayır olduğundan akıbetin de hayır olacağına güvenmek lazımdır. 14 Mayıs 2022 Cumartesi günü tarihi bir güne, muazzam bir yatırımın açılışına milletçe şahit olduk. Deniz dolgusuyla inşa edilen Türkiye’nin ikinci, dünyanın da beşinci havalimanının hizmete girmesinden gurur duyduk.
Rize-Artvin Havalimanı ulaştırma alanında önemli bir boşluğu doldurmakla kalmayacak, vuslatın sıcaklığını, kucaklaşmanın saadetini de uzakları yakın ederek takviye edecektir.
Coğrafyamızın en uç noktasında yapılan bu havalimanı, doğu-batı koridoru üzerinde bir geçiş köprüsü, bir buluşma potası, mesafeleri kısaltan bir sembol eser olarak sivrilmiştir.
Doğu Karadeniz’in çetin doğa şartları milletimize hizmet aşkının, kalkınma hamlelerinin önünde duramamıştır. Dedeleri karadan gemi yürüten bir milletin denizin üzerine havalimanı inşa etmesi kanın ve fıtratın değişmediğinin delili, şanlı ve şerefli mazimizin zincirleme devam ettiğinin yegane ispatıdır.
5 yılda 4,4 milyar liralık yatırımla tamamlanan, 3 milyon metrekarelik alanıyla, yıllık 3 milyon yolcu kapasitesiyle göz dolduran Rize-Artvin Havalimanı’nın milletimize ve yöre insanımıza hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum. Huzurlarınızda Karadeniz’in yiğit insanlarına sevgi ve selamlarımı gönderiyorum.
Bu havalimanın proje aşamasından yapımına kadar emeği geçen başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere, Ulaştırma ve Altyapı Bakanımıza, yüklenici firmalarımıza, mühendis ve mimarlarımıza, emek veren bütün işçi kardeşlerimize gönülden teşekkür ediyorum.
Ayrıca gıpta edilen açılış münasebetiyle haklı sevincimizi paylaşmak maksadıyla düzenlenen törene katılan Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev’e de içtenlikle teşekkür ediyorum. Türkiye-Azerbaycan, iki ezeli, iki ebedi kardeş. Soyumuz bir, huyumuz bir, hedefimiz bir, iki devlet tek milletiz. Ayrımız yoktur, gayrımız yoktur, çünkü biz Türk milletiyiz.
Siyasi ve fikri görüş ayrılıkları ortak milli ve manevi değerlerdeki kenetlemenin önünde engel teşkil etmemelidir. Siyaset yapıyor olmanın bir ahlakı, bir vasfı, bir vakarı, ilkesel bir vaziyeti olmalıdır. Milletimizin haklı gururunu paylaşmaktan korkup saklananlar siyasetin değil siyasetsizliğin ve sevimsizliğin tarafıdır. Sorarım sizlere, sevincimiz aynı değilse acımız nasıl aynı olacaktır? Türkiye’ye ve Türk milletine dev eserler kazandırmanın, çözüm odaklı proje siyasetinin neresi yanlıştır? Milliyetçi Hareket Partisi olarak yerli ve yabancı husumet odaklarına tamahkar ve tavizkar, ancak ülkesinin gelişmesine tahammülsüz ve tacizkar bir muhalefet anlayışını sancılı ve sakat değerlendiriyoruz. Türkiye hepimizindir. 85 milyon Türk vatandaşı cananımız ve can beraberimizdir.
Milletimizin yararına çalışan, üreten, geliştiren, hayalleri gerçekleştiren, kısacası taş üstüne taş koyan kim olursa olsun şükran duymak, Allah razı olsun demek hem insani hem de vatandaşlık görevimizdir. Fuzuli suçlamalar, eften püften şikâyetler, temelsiz sızlanmalar makul ve mantıklı değildir. İncir kabuğunu doldurmayan bayağı eleştireler ahlaki değildir.
Zillet ittifakı yıkmaktan, bozmaktan, yozlaştırmaktan, akıntıya karşı kürek çekmekten başka bugüne kadar ne yapmış, ne söylemiş, neyi önermiştir? Yol yapılır, telaşa kapılıp sözde çetelerden bahsederler. Köprü yapılır, nefret saçıp sözde yolsuzluktan dertlenirler. Havalimanı yapılır, karalamak için bir yalana bin yalan eklerler. Ne talihsizliktir ki, Türkiye’de hâkim muhalefet zihniyetinin dünyada eşi ve benzeri yoktur.
Bu muhalefet ziyandadır, zillettedir, iktidara değil ülkesine ve milletine açıktan muhalif, yabancıların da muhbiri ve muhibbidir. Her tohumda, tomurcuk tomurcuk açan her fikirde bir özlem gizlidir. Bir elmanın yüreğinde gizlenen tohum aslında bir elma bahçesidir. Ancak bu tohum bir kayaya rast gelirse ondan herhangi bir şey çıkmayacaktır.
Zillet ittifakı da sert bir kayaya çarpmış, istikametini kaybetmiştir
Zillet ittifakı da sert bir kayaya çarpmış, istikametini, itibarını ve iradesini kaybetmiştir. Kaldı ki bunlardan hiçbir yol olmayacaktır. Türkiye’nin ayak bağı olan zillet ittifakı aynı zamanda demokratik siyasetin kelepçesi, milli hedeflerin barikatı, tarihi haklarımızın karşı cephesidir. Bu düşüncelerimin elbette pek çok gerekçesi vardır ve kalbi temiz her insanımız tarafınca da bilinmektedir.
Geçtiğimiz hafta sonu zillet partilerinden birisinin başkanı çıkmış, “ seçime bir yıl kaldı, ondan sonra her şeyi cümbür cemaat değiştireceğiz” diye konuşmuş.
Allah fırsat vermesin, bunlar değiştirse değiştirse parti değiştirirler, ev değiştirirler, ülke değiştirirler, fikir değiştirirler, rota değiştirirler, bunun dışında bir şey değiştirmeye Türk milleti asla izin ve icazet vermez, elhak vermeyecektir.
Vesayet altında bulunan, statüko labirentinde sıkışan çarpık bir zihniyetin iktidar ruhsatını alması zaten mümkün değildir.
Kaftancıoğlu’na verilen ceza
CHP’nin İstanbul il başkanıyla ilgili Yargıtay tarafından verilmiş kararın hitamında zillet ortak paydasında buluşan bütün partiler ağız birliği halinde aynı kaftana sarılmışlardır.
Bizim doğrudan muhatabımız söz konusu marjinalleşmiş ve kriminal bir vaka haline gelmiş il başkanı değildir, nihayet Türk yargısı hükmünü vermiş ve konu kapanmıştır. Ne var ki adalet ve hukuku temelinden istismar eden CHP Genel Başkanı karar açıklanır açıklanmaz soluğu milletvekilleriyle birlikte İstanbul’da almış, şov sahnesine çıkmıştır. İstanbul’a doğru bir kez daha yalın ayak yürür diye bekliyorduk, fakat bunu göze alamadığını ve cesaret edemediğini de görmüş olduk.
CHP’nin İstanbul il başkanı özellikle kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret etmiş, Türkiye Cumhuriyeti devletini alenen aşağılayarak seri katil demiş, suç işlemiştir.
Cumhurbaşkanı’na terbiyemizin müsaade etmediğinden dolayı ağzımıza alamadığımız şekilde hakaret ederek suç işlemiştir.
Sonuç itibariyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2’inci Ceza Dairesi’nin vermiş olduğu hükümler temyiz edilmiş; zanlının toplam üç ayrı suçtan aldığı 4 yıl 11 ay 20 günlük hapis cezaları Yargıtay 3’üncü Ceza Dairesi tarafından onanmıştır.
CHP Genel Başkanı bize açık açık söylemelidir; Türk devletine seri katil iftirasının yanında mıdır, karşısında mıdır?
CHP Genel Başkanı bize açık açık söylemelidir; Türk devletine seri katil iftirasının yanında mıdır, karşısında mıdır? Türkiye Cumhuriyeti devletinin alenen aşağılanmasına destek midir, yoksa itiraz mı etmektedir?
Sayın Kılıçdaroğlu susma, sinme, saklanma, çık karşımıza devlete seri katil demek namertliktir diyecek dirayeti göster. Yaparsan eyvallah, yapamazsan bu ihanete, bu melanete, işlenmiş bu suça sen de ortak sayılırsın, bu şerefsiz bühtanın sen de faili olmaktan kurtulamazsın. Çeyrek porsiyon domuz etini yedi dakikada bitirmekle övünenlerin partisi CHP’dir, ittifakı zillettir.
Kılıçdaroğlu, partisinin İstanbul İl Başkanlığı önünde “zulme son vereceklerini, her bir vatandaşımızın onuruyla ve özgürce yaşayabileceği bir ülke yaratacaklarını” iddia etmiş, gene sap yiyip saman savurmuştur.
Aynur Doğan’a: Sanatçı müsveddesi
Sayın Kılıçdaroğlu şimdi iyi dinle; bebek katilinin posterleri altında şarkılı türkülü konser veren sözde sanatçı müsveddelerine sahip çıkmak zulmün ta kendisidir. Kürtçe müzik yasak diyerek toplumu kamplaştırmak zulümdür. Zulüm, devlete katil demektir. Zalim ise buna ses çıkarmayan alçaktır. Zulüm, Türkiye düşmanlarına yanaşmalık ve yandaşlık yapmaktır. Zalim ise buna gönüllü razı olan, vatan ve millete zehir saçandır.
Sayın Kılıçdaroğlu zalimi görmek istersen, zulme tanık olmayı düşünürsen abartısız ifade ediyorum ki, Türkiye düşmanlarıyla çektirdiğin aile fotoğraflarına, kendi yüz hatlarına, gizli bağlantılarına, bölücü emellerine, aldığın talimat listelerine dikkatle bakman, dikkatle incelemen yeterlidir. Tarihin hiçbir döneminde milletimizin sinesinden zalim çıkmadı, tiran çıkmadı, bundan sonra da çıkmayacaktır. Türk milletinin her ferdi onurludur, saygındır, eşit haklarla ve hürriyetle yaşamaktadır. Tam tersi iddia ve isnadın figüranları hakikatin aydınlığında gözlerini kapatan siyaset yarasalarıdır.
Kaftancıoğlu’na siyaset yasağı tartışması
CHP’nin İstanbul il başkanı için siyaset yolu kapanmış, artık siyaset yasağıyla tasfiye olduğu hukuken netleşmiştir. Bu kapsamda kesinleşen ceza bir yıldan fazla olduğu için gerek Milletvekili Seçim Kanunu gerekse de Mahalli İdareler Kanunu mucibince tartışmaya mahal kalmamıştır. Siyaset suçun ve suçlunun himaye edileceği bir alan olamaz. Siyaset devletin ve milletin hükmü şahsiyetine, insan hak ve onuruna saldırıların sevk ve idare merkezi hiç olamaz.Kim suç işlemişse bunun bedeline katlanmak durumundadır.
Tunceli’de bir HDP’li milletvekilinin şerefli Türk polisine taş atması da suçtur, ihanettir, bir terör yöntemidir. Askerimize, polisimize uzanan eller kırılmalı, uzanan diller koparılmalıdır. Herkes haddini bilsin, hukukun sınırlarını zorlamaya, milletini sabrını sınamaya asla heves etmesin, bunu aklında dahi geçirmesin. Bilinmelidir ki, alemde şer, Oğuz’da da er tükenmez, tükenemez, tükenmeyecektir. Bu devlet sokakta bulunmadı, istiklalimiz spot piyasadan alınmadı, ne devletimiz, ne de milletimiz sokak serserilerine, husumet senaristlerine teslim edilmeyecek, hiçbir vatan evladı zillete boyun eğmeyecek, taviz vermeyecektir.
Vesikalı hainlere Türkiye’yi bırakmayacağız
Türk milleti tesadüfen bir araya gelmedi, asırların göz nuruyla, şehitlerimizin tertemiz kanıyla, büyük bir kaynaşma hasletiyle, meydanlarda Allah Allah haykırışlarıyla; sevgi, hürmet, kardeşlik, ortak kültür ve ortak kader bağlarıyla bir oldu, diri oldu, iri oldu, yeryüzünün adalet ve huzur burcu haline yükseldi. Milliyetçi Hareket Partisi; bu şuurla, bu inanışla, 2023 yılının Haziran ayında yapılacak Cumhurbaşkanı ve Milletvekili Genel Seçimlerine hazırlanmakta, bütün imkan ve inancıyla çalışmalarını sürdürmektedir.
Vesikalı hainlere Türkiye’yi bırakmayacağız. Ne efendi olacağız ne de uşak. Ne mağrur olacağız ne de mahkum. Yalnızca hizmetkar ve sevdalı bir gönülle aziz milletimizi bütün güzellikleriyle kucaklayacağız. Derler ki, bir insanın değerini ve yüreğini öğrenmek isterseniz başardıklarına değil, başarmak istediklerine bakınız. Bizim hedeflerimiz yüksek, başarma azmimiz sınırsızdır. Sevmek insana verilmiş en büyük hediyedir. Biz milletimizi ve vatanımızı canımızdan aziz bilip her zamanki gibi çok seveceğiz.
18 Şubat 2022 tarihinde, “Adım Adım 2023; İlçe İlçe Aydınlatma ve Anlatma” toplantılarımızın ilk etabını başlatmış, bu çerçevede 132 ilçemizde çalışmalarımızı tamamlamıştık. Ramazan ayı münasebetiyle ara verdiğimiz gönül seferberliğimizin ikinci etabına 13 Mayıs 2022 tarihinde tekrar başladık ve şu ana kadar 41 ilçemizi ziyaret ettik. 18 Şubat 2022 tarihinden buyana 173 ilçemizde vatandaşlarımızla, sivil toplum kuruluşlarıyla, muhtarlarımızla, kanaat önderlerimizle, emeklilerimizle, esnaflarımızla, işçilerimizle, memur ve çiftçilerimizle buluştuk.
Planlanan çalışma takvimiz uyarınca Kurban Bayramı’na kadar durmayacağız, sürekli sahada ve gönüllerde olacağız. Adım adım 2023’e ulaşacağız, ilçe ilçe gezip insanlarımızla görüşeceğiz, konuşacağız, desteklerini isteyeceğiz, mutlaka da anlaşacağız. Yaz ayının hemen bitiminde, yani Eylül başında siyasi çalışmalarımızda üçüncü etaba geçmiş olacağız. Bu süreçte ilçe ilçe dolaşıp siyasetimizi, ilkelerimizi, mesajlarımızı, duruşumuzu ve hedeflerimizi birer birer aydınlık bir mizaçla anlatan siz değerli milletvekili arkadaşlarıma, MYK ve MDK üyelerimize, fedakarlık numunesi teşkilatlarımıza çok teşekkür ediyorum.
Allah hepinizden razı olsun diyorum. Teşkilat İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcımızın koordinasyonunda ifa ve icra edilen çalışmalarımızın karşılığını inşallah göreceğiz. Gayret bizden, tevfik Allah’tan, takdir aziz milletimizdendir. Sefer bizden zafer Allah’tandır.


