Ülkemizdeki büyük şehir statüsüne sahip 30 ilimizden olan biri olan Bursa’da, İstanbul’da yaşamanın getirdiği bir alışkanlık ila sabahın çok da erken olmayan bir vaktinde ekmek fırını arayışına çıktım.
Yolda yürürken yaşları 15 civarında olan iki gencin kendi aralarında Muharrem İnce ile ilgili konuşmaları kulama çalındığında aklıma ‘seçmen yaşını 15’e düşürürsek ben alırım’ saptaması geldi.
Yürüyüşüme devam ettim ve bir gün öncesinden gözüme kestirdiğim fırına ulaştım. Kapalı olduğunu görünce bir an anlam veremesem de belki oluşan herhangi bir olumsuzluk nedeni ile açamadığını düşünerek diğer fırına doğru adımlamaya başladım.
Bu esnada kapalı fırının biraz ötesindeki çınar ağacının altındaki derme çatma kurulmuş çay mekânında, orta yaş üzeri bir grubun, İstanbul dışındaki Anadolu coğrafyasında onlarca yıldır alışkın olduğumuz sevdikleri liderler ile ilgili birbirlerini ikna edememe halinin tipik bir durumunu yansıtan hararetli konuşmaları yaprakları neredeyse bir yandan diğer bir yana savuruyordu
Nihayet ikinci fırına ulaşıp kapalı olduğunu gördüğüm anda şaşırma duygusu yerini bir anda sorgulama duygusuna, ardından cevabı bulmaya itti. Biraz düşününce İstanbul’un 15-20 yıl önceki halini aklıma getirdi.
Bayramın ilk günleri fırınlar kapalıdır ve hatta gazete bile çıkmaz.
Metropol olarak niteleyeceğimiz İstanbul, her türlü yeniliğin, değişimin ve hatta entelektüel farkındalığın ülkemizdeki öncü şehri durumundadır. Bunu Osmanlı İmparatorluğu’ndaki şehirlerinden şu anda sınırlarımız içinde olmayan Selanik ile benzeştirebiliriz.
Selanik, İttihat ve Terakki Partisi’ni bünyesinden çıkarıp imparatorluğun modernleşmesinin serüveninde bir mihenk taşı olmuş ancak Anadolu’nun kadim muhafazakâr duruşu 20 yılın sonunda bu hikâyeyi sona erdirmiştir.
85 milyona ulaşmış olan nüfusumuzun We Are Social ve Meltwater’ın “Ocak 2023 Dijital Dünya” raporuna göre yüzde 73,1’i sosyal medya kullanıyor.
Yaklaşık 60 milyona tekabül eden kullanıcıların tercih ettiği sosyal medya platformları sıralarsak;
Görsel devamlı yayın Platformu niteliği taşıyan Youtube yüzde 67,2
Kendini bireysel ve kurumsal ifadeye olanak sağlayan Instagram yüzde 57,6
Arkadaşlık gurubu olarak konumlanan Facebook yüzde 50,4
Düşünsel olarak kendini ifade etme alanı olarak Twitter yüzde 20,2
Bu uygulamaları değerlendirdiğimizde Twitter dışındaki uygulamalarının anlık zaman geçirme olgusuna hizmet etmeleri nedeni ile fikirsel farkındalık yaratmak konusunda etkili olduğunu düşünmek pek de doğru olmaz.
Ülkemizde 12 milyon kullanıcıya sahip olduğu ifade edilen uygulama aktif olarak 10 milyon civarında bir hesaba sahiptir. Bu hesaplardan atılan tweetleri illere göre sıraladığımızda yüzde 58’i İstanbul’dan yüzde 13’ü Ankara’dan yüzde 11’i İzmir’den atılmaktadır.
Bu oranlardan anlaşılacağı üzere İstanbul, imparatorluğun Selanik’i gibi entelektüel birikimin merkezi olması nedeni ile düşünsel olarak kendini ifade etmenin alanı olarak tanımladığımız uygulamanın fikirsel besleyiciliği durumundadır.
Uygulamanın yapısal kolaylığı nedeni ile toplumda gerçek karşılık bulmayacak düşüncelerin bu mecrada gündem olmasını ve oluşan bu gündemin sonrasında ana akıma düşmesine neden olabilmektedir.
Ancak ana akıma düşen ve bir metropol olan İstanbul’un kendine has yapısından çıkan fikirler ister büyük şehir statüsünde olsun ister şehir statüsünde olsun Anadolu’da çınar ağacının altında çay içen orta yaşlılarda bir etki oluşturma gücünden oldukça uzaktır.
Bugün Muharrem İnce’nin bahsettiği kendi aralarında konuşan 15 yaş civarı gençlerden oy alma düşüncesinin altında yatan gerçek kendisine henüz bir zemin oluşturmayan bu yaş gurubunun etkilenmesinin görece kolay olmasından kaynaklanmaktadır. Yine uygulamanın aksak noktalarından biri olan sanal kişilerle gündem oluşturma fırsatı geçici bir gücün varlığını oluşturabilmektedir.
İşte bu geçici realite hali aslında bildiğimiz ama unuttuğumuz bayramlarda ekmek çıkmaz durumunun tam karşılığıdır.
İstanbul her ne kadar değişim ve ilerlemenin merkezi olma nedeni ile gençleri temsil etse de kadim bir düşünselliği temsil eden Anadolu toprakları orta yaşlılığı gösterir.
Bugün tüm bu bilgiler ışığı altında Memleket Partisi ve İnce’yi irdelediğimizde Osmanlı’dan cumhuriyete, varlığını sokağa ve olgun yaş gruplarına dayandırmayan hareketlerin bu topraklardaki karşılığı tartışmalı olmuştur.


