Gelecek Partisi İstanbul Milletvekili Selim Temurci, TBMM’deki 2024 yılı bütçe görüşmelerinde konuştu. 2024 bütçesi üzerinden iktidara yüklenen Temurci, “Bir ülkenin bütçesi 19 kat açık veriyor. Dünyada eşimiz benzerimiz var mı? OECD’de var mı, ilk 20’de var mı? Yok. Türkiye ekonomisi sadece kırılgan değil, paramparça olmuş bir ekonomi haline gelmiş. 2017 yılında Türkiye’nin bütçe açığı 48 milyar lira. 2024 yılında, 2017 ile karşılaştırıldığında 55 kat daha fazla bütçe açığı veriyoruz” dedi.
Temurci şunları söyledi:
“TBMM, en üstün irade olan millet iradesinin tecelligahıdır. Duvarlarına kazınan “egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” ibaresi bizim için sadece bir söz değil, milletin imzasıdır. Ve o imza bize emanettir. TBMM; demokrasinin, hukuk devletinin, özgürlüklerin güvencesi, milletin hakkının, hukukunun korunduğu en üst organdır. Gücünü milletten alan bu kurum kendine yüklenen hak ve sorumluluklardan vazgeçemez, onları devredemez. Ez cümle kendi hakkını koruyamayan bir meclis milletin haklarını savunamaz. İktidar mevcut sistemde kim olursa olsun, Meclisin 3 temel hakkı vardır. Yasa yapma hakkı, bütçe hakkı ve denetim hakkı. Bu hakların her biri üzerinde detaylıca konuşabiliriz. Bugünkü konumuz bütçe. İsterseniz şöyle bir soruyla başlayalım. Meclisteki 600 milletvekili oldu ya 2024 bütçe teklifini kabul etmezse ne olur? Anayasa 161’e göre geçici bütçe kanunu çıkarılır. Bu da onaylanmazsa, iktidar bir önceki yılın bütçesini yeniden değerleme oranına göre arttırarak uygular. Bu durum açıkça Meclisin bütçe hakkını peşinen yürütmeye devretmesinin önünü açmıştır.
Yeni Anayasa çalışmalarında Meclis’in millet adına kullandığı yasama, bütçe ve denetim haklarının tekrar kuşkuya yer bırakmayacak şekilde meclise devredilmesi demokratik geleceğimiz için hayati derecede önemlidir” dedi.
Bu bir parti ya da kişi meselesi değil, bir rejim ve sistem meselesidir
Demokratik sistemlerde bütçe hakkını millet seçtiği vekiller aracılığıyla kullanmaktadır. Ve bu hak herhangi bir yapıya devredilemez. Kanunla milletten vergi toplama hakkına sahip tek yapı Devlet’tir.
Milletten toplanan paraların, nerelere harcanacağına karar verecek müessesenin adı da TBMM’dir
Şayet TBMM buna müdahil olmazsa bütçeler gelir adaletini sağlayacak bir enstrüman değil, iktidarların har vurup harman savuracağı oyuncaklara dönüşürler. Toplumsal refahı arttırmayan, gelir adaletini sağlamayan, işsizliğe, yoksulluğa çözüm üretemeyen bütçeler en yalın ifadeyle başarısız bütçelerdir. Kurtuluş savaşımızı yönetmiş olan bu meclisin tüm saygıdeğer üyeleri, ülkemizin iktisadi anlamda çok büyük bir krizin içinde olduğunu görmek zorundadır. Teşhisi doğru koyamazsak, denetim mekanizmalarımızı işletmez, bütçe hakkımızı kullanmazsak tedbir alamayız. Aksi takdirde, başta Varlık Fonu olmak üzere yeni yeni fonlar ihdas edilerek ve bu fonları sayıştay denetimi dışında tutarak onaylayacağımız bütçeler Meclis’in bütçe hakkını elinden almış olacaktır. Devletin bütün harcamaları bütçe içine konmalı ve Meclis’ten geçirilmelidir. Harcanan her bir kuruşun denetimini de Meclis adına Sayıştay gerçekleştirmelidir. Bu söylemlerimiz devletimizin, milletimizin daha güçlü olması adınadır. Amacımız üzüm yemektir, bağcıyı dövmek değil.
2024 yılı bütçesinin hazırlık aşamasında bir toplumsal katılım, istişare mekanizması kuruldu mu?
Elimizdeki merkezi yönetim bütçesini 5 aşamalı bir işlem olarak değerlendirebiliriz. Bütçenin hazırlık aşaması, bütçenin yapımı, bütçenin onayı, bütçenin uygulanışı ve bütçenin denetimi. Demokratik bütçeler toplumsal önceliklerin belirlenmesinde önemli bir işlev görürler, bu da bütçelerin etkinliğini, verimliliğini arttırır. En azından 2024 yılı bütçesinin hazırlık aşamasında bir toplumsal katılım, istişare mekanizması kuruldu mu bilemiyoruz. Bizler Plan ve Bütçe Komisyonunda olan değerli milletvekillerimizle birlikte Bütçenin yapım aşamasında yer aldık. Saatlerce çok değerli görüşler, öneriler ve eleştiriler iktidarıyla muhalefetiyle dile getirildi. Sonuç ne oldu derseniz Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığımız tarafından taslak olarak komisyona sunulan 2024 yılı Merkezi Yönetim bütçesi tertemiz bir şekilde, noktasına, virgülüne dokunmadan Genel Kurul’a gelmiş oldu. Tüm bakanlık ve kurum bütçelerinde de durum aynıdır. Bizleri umutlandıran tek şey, dile getirilen birçok önerinin sonraki bütçeler için dikkate alınabileceğinin ifade edilmesidir. Şu an Genel Kurul’da 2024 bütçesinin onay sürecini milletimizin gözleri önünde yaşayacağız. Bu noktada bütçenin uygulanışı ve denetimi hususunda 2022 yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanun Teklifi üzerine bir parantez açmak istiyorum. Bütçelerin başarısını bir ölçme ve değerlendirmeye tabi tutmamız ve üzerinde en az yeni gelen bütçe kadar konuşmamız gerekir. Önceki dönem tahsis edilen bütçelerin denetimi en az yeni bütçelerin onayı kadar önemlidir. Peki biz Meclis olarak bunu yapabiliyor muyuz? Maalesef koskoca bir hayır. Yapılması gereken önceki yıla ait bütçe uygulamalarını ve Sayıştayın denetim raporlarını yeni bir komisyonda, kesin hesap komisyonunda ele almak, detaylıca incelemektir. Mevcut durumda adeta zamanla yarışıldığı için kesin hesaplar üzerinde fazlaca müzakere etmek mümkün olamamıştır. Kesin hesap komisyonunun kurulması elbette Meclis İçtüzüğünde bir değişiklik gerektirmektedir. Şimdi 2024 bütçesinin temel büyüklüklerine zamanımız yettiği ölçüde milletimizin hakemliğinde bir göz atalım. Önce devletin gelirleri ve giderleri ile başlayalım. Gelirlerimiz, giderlerimizi karşılayabiliyor mu? Karşılayamıyorsa, daha iyiye mi, daha kötüye mi gidiyoruz? Aslında her şey burada başlıyor? Ayağını yorganına göre uzatan bir ekonomi yönetimimiz, bir iktidar var mı? Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin ekonomiye etkisi ne olmuştur?
Evet milletimiz o yetkiyi vermiştir de dövizle, enflasyonla, faizle mücadelede bir başarı var mıdır?
Bu nedenle; paylaşacağım verileri zaman zaman önceki yıllarla da karşılaştırmalı olarak izah etmeye çalışacağım. Evet Bütçe Açığıyla başlayalım: 2022 yılında bütçe açığımız 142.7 milyar TL idi. Bu yıl sonu tahmini bütçe açığı 1 trilyon 633 milyar. Şu an üzerinde konuştuğumuz 2024 yılı için ise bütçe açığımız 2 trilyon 652 milyar TL. İnanılması çok zor, ancak 2 yılda bütçe açığı yaklaşık 19 kat artmış bir devlet. Dünyada eşimiz, benzerimiz yok. OECD içinde de, ilk 20 ekonomi içinde de, meşhur kırılgan beşli içinde de, nereye bakarsanız bakın 2 yılda bütçe açığı bu hale gelmiş bir ülke yok.
Artık kırılgan değil, bütçesi paramparça olmuş bir ekonomiyiz
Peki 2017 yılında bütçe açığımız ne kadar dı dersiniz? Yaklaşık 48 milyar TL. 2024 yılında bu açığın 55 katını yaşayacağız. 7 yılda 55 kat. Çok değil birkaç yıl önce bütçe açıklarının GSMH içindeki payı %1’ler civarındaydı. 2023’te bu rakam %6.4. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle birlikte devletin bu gelir gider uyumsuzluğunun nedenleri üzerine uzunca konuşabiliriz. Hukuktan başlayarak, hatalı ekonomik politikalardan, ekonomideki yapısal reformları bir türlü gerçekleştiremediğimizden, ekonomideki önceliklerimizi yanlış belirlememizden, orta gelir tuzağına bağıra bağıra nasıl düştüğümüzden bahsedebiliriz.
2016-2017’den sonra tek haneli enflasyon hiç göremedik
Bütçe açıklarını kapatmak için basılan gıcır gıcır paraları, bunun enflasyonu tetiklemesini. Artan enflasyonla birlikte nominal kamu harcamalarının hızla arttığını, buna mukabili gelirlerin arttıramadığını konuşabiliriz. Bütçe açıkları enflasyonu, enflasyon ise bütçe açıklarını arttırmıştır. Al gülüm ver gülüm birlikte 2 canavar yaratmış olduk. Bir parantez bu ülkede 2016-2017’den sonra tek haneli enflasyon hiç göremedik, korkumuz hep 3 haneye çıkması oldu. Sağ olsun orada da bir TÜİK’imiz var, inan inanabilirsen!
Özetle enflasyon bütçe açıklarını arttırıyor. Kurdaki artış ise bütçe açıklarını felakete dönüştürüyor. Hele hele ülkemizde düşünün 2017 yılı sonunda 3.80 TL olan 1 dolar, bugün 30 TL . Altı yılda 8 kat değer kaybetmiş bir Türk Lirası. Dünyada dolar karşısında en fazla değer kaybeden ülkelerin başındayız. Bırakın 6 yılı, seçimlerden hemen önce dolar kuru neydi. 20TL. Şu an 30’a dayanmış. Paranız 7 ayda %50 değer kaybederse, 475 milyar doları geçen dış borcunuzun TL karşılığı da o kadar artar. Evet Kontrol edemediğiniz döviz kuru, bütçe açıklarımızı ulusal para cinsinden patlatmıştır. 2012’de ne diyorduk arkadaşlar?
Para tıpkı bayrak gibidir, tıpkı milli marş gibidir, bir ülkenin itibarını bağımsızlığını simgeler diyorduk. Paranın itibarı, milletin itibarıdır diyorduk. Keşke bu itibar korunabilseydi
Üstüne üstlük MB’nin swaplar hariç net rezervi -56 milyar dolarsa, hazineniz tam takırsa işiniz daha da zorlaşır. Bütçe açıklarının ülkeyi iç ve dış borç sarmalına sokup, başımıza neler açtığına bu topraklar defalarca şahit oldu, birazdan tekrar bu konuya değineceğim. Neredeyse tüm bütçe çalışmalarında üretimden, yatırımdan, istihdamdan ve en önemlisi katma değeri yüksek ürünler üretme hedefi olan bir Türkiye’den bahsettik. Ekonomideki yapısal dönüşüme vurgu yaptık. Şu anda yüksek teknoloji sanayilerin imalat sanayi ihracatındaki payı yaklaşık %3.7. 2028 hedefimiz %5.5. Daha fazla yüksek teknoloji ihracatı yapan bir Türkiye, daha az dış ticaret açığı veren bir Türkiye için ne yapmalıyız? Yapısal dönüşümün en önemli ayaklarından biri burası işte. Evet bu ürünleri üretecek beşerî sermayemizi yetiştirmeliyiz, çok iyi yetiştirmeliyiz. Yetişenleri elimizden kaçırmamalıyız. Türkiye beyin göçü veren değil, alan bir ülke olmalı. Biliyorsunuz OECD 3 yılda bir öğrencilerin bilgi ve becerilerini ölçen test sonuçlarını yayınlıyor. Şimdi geçen günlerde yayınlanan şu son 2022 PİSA verilerine bir göz atalım. Türkiye fen, matematik ve okuma alanlarında birkaç sıra listede yükseldi, bu iyi haber. Ancak OECD ülkelerinin ortalamasının altındayız. Matematikte 39, okumada 36, fende ise 34.sıradayız.
İlk 10 ekonomi içine girme hayalimiz varsa, her şeyin başı eğitim diyerek önce eğitim kalitemizi yükseltmemiz lazım
Eğitim performans verilerinde ilk 10’a 15’e giremezsek, ekonomide ilk 10’a asla giremeyeceğimizi bilerek hareket etmemiz lazım. Evet herşeyin başı eğitim diyoruz. Bütçe açığını kapatmak için dünya ile aramızdaki şu eğitim açığını kapatmak şart diyoruz. Peki eğitime ayırdığımız bütçede gözle görülür bir artış var mı? Uzun dönem eğitime GSMH’nın %3,5-4 kadar bir bütçe ayrılıyordu. Bu payın son 3 yıldır azaldığını %3’lerin altına düştüğünü görüyoruz. Bu ülkede öğrencilerimizin %19’u haftada en az bir öğün yemek yemiyor, yiyecek parası yok. Gelecek Partisi olarak okullarda 1 öğün yemek konusunu defalarca gündeme getirdik. Bu konuyu artık iktidar da gündemine alsın diyoruz. Benzer biçimde merkezi yönetim bütçesinin uzun dönem %15-17’si tahsis edilen eğitim, %11’lere inmiş durumda. Millî Eğitim Bakanlığımızın bütçesi görüşülürken arkadaşlarımız bu konu üzerinde daha fazla duracaklardır.
Temurci, sözlerini şöyle sürdürdü:
“TBMM’de yapılan 2024 bütçesi üzerine gerçekleştirilen konuşmada, Gelecek-Saadet Grubu İstanbul Milletvekili Dr. Selim Temurci, Türkiye’nin ekonomik durumu, bütçe açığı ve mali yönetim konularında kapsamlı bir değerlendirme sundu. Temurci, bütçe planlamasının temelinde yatan sorunları ele alarak, ekonomik sürdürülebilirlik adına atılması gereken adımları detaylandırdı.
Konuşmasında, Türkiye’nin bütçe açığına dikkat çeken Temurci, bu açığın kapanabilmesi için vergi politikalarının gözden geçirilmesi, tasarruf önlemlerinin alınması ve özelleştirmelerin hızlandırılması gibi ekonomik reformların kaçınılmaz olduğunu belirtti. Ayrıca, bütçe açığının bir sonucu olarak artan iç ve dış borçlara vurgu yaptı. Ülkenin 2023 itibariyle 6.2 trilyon TL’yi aşan borç yükünün ekonomik bağımsızlığı tehdit ettiğini ve acil çözümler gerektirdiğini ifade etti.
Selim Temurci’nin konuşmasında öne çıkan bir diğer önemli konu da faiz ödemeleriydi. Faiz ödemelerinin bütçenin büyük bir kısmını kapladığını belirten Temurci, 2024 yılında bu ödemelerin 1 trilyon 254 milyar TL’yi aşmasının ekonomik kalkınma ve yatırım için ayrılan kaynakları kısıtladığını vurguladı. Bu durumun Türkiye’nin rekabet gücünü düşürdüğünü ve uzun vadeli ekonomik hedeflere ulaşmayı zorlaştırdığını ifade etti.
Konuşmasının son bölümünde Temurci, ekonomik krizden çıkış için somut önerilerde bulundu. Kamu harcamalarının kontrol altına alınması, israfın önlenmesi ve stratejik sektörlerde yapısal reformlar yapılması gerekliliğine vurgu yaptı. Ayrıca, vergi sisteminde adaletin sağlanması ve iş dünyasının desteklenmesiyle ekonomik istikrarın sağlanabileceğini belirtti. Temurci’nin bu önerileri, 2024 bütçesi üzerine gerçekçi ve çözüm odaklı bir bakış açısı sunarak parlamentoda dikkat çekti.”


