Alparslan Kuytul’un başında olduğu Furkan Vakfı destekçileri, geçtiğimiz pazar günü Adana’da tutuklu mensupları için eylem yapmak istedi. Kuytul’un da aralarında olduğu grubun yürüyüşü, polisin orantısız güç kullanımına sahne oldu. Polis müdahalesi sosyal medyada tepki çekerken Kuytul, Independent Türkçe’ye açıklamalarda bulundu.
Gösterilen tepkilerin ardından İçişleri Bakanı Süleyman Soylu sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Yıllardır her hafta yasa dışı gösteri yapan ‘Kuytulcular, tüm uyarılara rağmen bugün Adana’da nevruz ile eş zamanlı yasa dışı gösteri yapmışlardır” dedi.
Kuyul’un Independent Türkçe muhabirine verdiği yanıtlar şöyle:
Tahrik edenin Allah belasını versin
Durum kötüleşip siyasi, hukukçu ve insan hakları aktivistleri tepki gösterince Soylu, yapılanlar için “bu kadar olmamalıydı” manasına gelen tweet atmak zorunda kaldı. Tweetin başına da bizim tahrik ettiğimizi açıklamış. Tahrik edenin Allah belasını versin. Biz sadece yasal hakkımızı kullanmak istedik. Polis gelip olayları büyüttü ve yüzlerce kişiyi darp etti. Coplarla insanların kafalarına vurdular. Üzerimize o kadar gaz sıktılar ki öleceğimi zannettim. Ne gözümüzü açabildik ne de nefes alabildik. Şahsen 4 saat kendime gelmedim. Arkadaşların yardımıyla kendimizi zar zor bir depoya attık. Sonra yaka paça bizi oradan da çıkardılar. Biz tahrik etmedik. Tamamen yasal bir zeminde yürüyüş yaparak basın açıklaması yapmak istedik. Başvuru yaptığımız halde kabul etmeyerek engel oldular.
İktidar ile Furkan Vakfı mensupları arasında nasıl bir sorun var ki zaman zaman bu kendini bir şekilde dışa vuruyor?
Aslında sorun iktidardan ziyade devletle, çünkü hükümet başka devler başkadır. 4 yıldır aslında 2014’ten beri bizimle uğraşıyorlar. Yüzlerce konferansımız iptal edildi, yüzden fazla dava açtılar ve bir o kadar da savcılıktan döndü. 8 yılda başımıza gelmeyen kalmadı. Hükümetin de suçu var elbet ama asıl bunları yapan devletin kendisidir. Türkiye’de kendine devlet diyen bir güç var. Yetkiyi kimden almışlar bilinmez ama hükümeti de dinlemiyorlar. Mesela ben hapisteyken Mahir Ünal, “Alparslan Kuytul’a bizzat devlet müdahale etti” şeklinde açıklama yapmış. Yani hükümet devletin elinde esir durumda. Gülenciler ile arası bozulduktan sonra Erdoğan devlet ile anlaştı ve o günden beri devlet, hükümeti de arkasına alarak istediği zulmü yapabiliyor. Özellikle 15 Temmuz’dan sonra zulümleri çok arttı. Polis devleti olduk. 15 Temmuz’da işin içinde kimin olduğunu anlamak zor değil. 15 Temmuz bahanesiyle memlekette diktatörlük kurdular.
MHP’li Süleyman Soylu AK Parti’nin altını oyuyor
Bugüne kadar zulme uğrayan herkesin sesi olduk. Diyarbakır, Şırnak dahil nerede zulüm varsa dillendirdik. Örneğin tanklarla mahalleye girerek atış yaptılar. Tankla mahallenin içerisinde atış yapılır mı? Böyle bir şey olabilir mi? Terörle mücadeleymiş, böyle terörle mücadele mi olur? Terörle mücadele normal silah ile olur, tankla topla terörle mücadele olur mu? Ben bunları da dile getirdim. Benim bu konuları gündeme getirmemi istemiyorlar. Hükümetin suçu bize yapılan zulümlere sessiz kalmak ve bazı konularda devleti destelemektir. Süleyman Soylu hükümet değil devletin kendisidir. MHP’li ve aslında şimdi AKP’nin altını oyuyor. Yaptığı bu zulümlerle AKP’ye oy kaybettirmekten başka bir şey yapmıyor. İçişleri Bakanı oldukça bu ülkeye huzur gelmez, fikir ve ifade hürriyeti kalmaz, insanlar kendini emniyette hissedemezler. Bunları açıkça söylediğim için bunlara kızıyor ve üzerimize polisleri gönderiyor.


