Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?
Diyarbakır Bismil doğumluyum. Diyarbakır’ın tanınmış ailelerinden bir ailenin ferdiyim. Lisans eğitimim Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi üzerine. Ayrıca Bilim Tarihi lisans eğitimim devam ediyor. Ahmet Davutoğlu’nun Başbakanlığı döneminde Ak Parti’de görev aldım. Gelecek Partisi’nin de Alanya Kurucu dönem parti içi eğitim başkanlığı vazifesini icra ettim ve şu anda da iletişim başkanlığı vazifelerini icra ediyorum.
Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu kültürleri birbirine çok yakın
Sayın Sarrafoğlu Diyarbakırlısınız ama hem ticareten hem de siyaseten Alanya’da hayatınızı sürdürüyorsunuz. İki bölge arasında siyasete bakış açısından ne gibi farklılıklar var?
Her iki bölge sosyo-kültürel olarak birbirine aslında çok yakın. Taziye, düğün vs gibi durumlarda çok farklılık görülmediği gibi aksine birçok yönden benzerlik var. Yörük kültürü ile Kürtlerdeki “Koçer” anlayışı birbirine çok yakın. Ticareten de şunları ifade edeyim; Alanya’da ticarette Doğu ve Güneydoğulular ciddi bir etken hatta aktör konumunda bu da tabi iki bölge arasında kaynaşmayı ve dayanışmayı da hakim kılıyor. Lokal bağlamda Alanya daha muhafazakar-milliyetçi bir perspektifle hareket ederken Doğu ve Güneydoğu muhafazakar-demokrat çizgide hareket ediyor. Ortak değer yargılarının mevcut olması da siyaseti anlamlı kıldığı kadar rahat teşkil etmesine zemin hazırlıyor.
Gelecek Partisi’nin Alanya’da ve Akdeniz bölgesindeki potansiyelini nasıl değerlendirirsiniz?
Bu noktada partiden de evvel Ahmet Davutoğlu faktörünü ifade etmek daha doğru olur. En nihayetinde Gelecek Partisi taze bir çınar fidanı iken Davutoğlu bu toprakların mayasıyla yoğrulmuş yiğit bir Yörük Türkmen evladıdır. Kendisi bu yörenin yaylalarında dünyaya gelmiş ve yaşamının bir kısmını burada geçirmiştir. Bu hem bölge açısından parti için fevkalâde müspet bir vaziyet oluştururken aynı zamanda bilumum siyasi partiler içinde dezavantaj durumunu oluşturur. Partinin potansiyeli ise her geçen gün artan ciddi bir teveccühle sahada karşılaştığımız asıl realitedir.
6’lı zirve tüm planları altı üst etti; bu çok büyük bir adım
Geçtiğimiz günlerde 6 siyasi partinin liderleri Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem mutabakat metnine son şeklini vermek için bir araya geldi, sonrasında da Bilkent Otel’de son halini kamuoyuyla paylaştılar. Bu size göre aynı zamanda bir ittifak sinyali mi? Bu diyaloğun sahadaki yansıması nasıl?
Türkiye uzun bir zaman diliminden sonra tekrardan siyasi nezaketi hatırlar oldu. Tüm her şeyi bir kenara bırakıp bu açıdan bakmak daha doğru olur ve bu bizi daha çabuk değişime götürür. 1839 Tanzimat fermanından bu yana modernleşme ve ıslahat hareketleri dahil hiçbir mefkure, ana akım bir araya gelememişken bugün Türkiye’nin geleceği için 6 farklı siyasi parti, birbirinin benzeşeni olmayan alakasız partiler bir araya gelebiliyorsa bu çok büyük bir adımdır. Mühim olan ise bunun devamını sağlamaktır. Şayet Türkiye’de horoz dövüşü mantığındaki siyaset devam edecek olsaydı bugün 6 parti bir araya gelmek yerine birbirini yiyor olacaktı nitekim bu da mevcut iktidarın toplum nezdinde ehven-i şer olarak addedilmesini tekraren gösterip iktidarda kalmasını sağlayacaktı ama bu 6’lı zirve tüm planları alt-üst etti. İttifak noktasında da bunu söylemek çok erken zira bunun karar vericileri ince hesapları elbette yapıyordur. Sahada karşılaşılan ana tema ise “Yeter artık” sözüdür. Bu aslında anlayanlar için ibret verici bir durumdur. Muhalefet yapıcı olmaya devam ederse iktidarın kendine çekidüzen verme şansından başka hiçbir şey kalmadığı gibi kendilerine seçim sonrası muhalefet konumuna gelecekleri de kaçınılmaz realitedir.
“Roboski” diyen tek parti Gelecek Partisi’dir
Gelecek Partisi’nin Kürt meselesine bakışı nedir? Olası bir Gelecek Partisi iktidarında bu meseleye dair ne gibi adımlar atılacak?
Bu konu Türkiye Cumhuriyeti devletinin en sıkıntılı konusu ve yıllardır yarayan kanası. Türkiye çözüm süreci gibi bir süreç yaşadı. Harikulade bir süreçti, eksiklikleri yanlışlıkları olmuş olabilir ama netice itibarıyla ortada sorunu çözme odaklı bir yaklaşım vardı. İktidarın militarist ve milliyetçi blok safında siyaset yapmasıyla bu süreç rafa kaldırılarak tekrardan eski günlere geri dönüldü. Birçok kazanımların kıymeti bilinmedi, süreç samimiydi ama sonuç hazindi. Ahmet Davutoğlu’nun Kürtler nezdinde ayrıca bir değeri vardır. Kürt seydalar, mollalar ve ulemalar hoca kavramının ne denli değerli olduğunu Şark medreselerindeki talebelerden bilirler. Gelecek Partisi’nin olası iktidarında Kürtlerin baskıya, sansüre ve sıkı güvenlik politikalarına maruz kalacağını zannetmiyorum ve inanmıyorum. Aksine daha hür ve demokrat bir zeminde siyaset yapacaklarını, ticaretlerini geliştireceklerini düşünüyorum. Kürtlerin anadilde eğitimine parti programında yer veren parti olması aslında Gelecek Partisi’nin yaklaşımını sorgulamadan direkt sonuca ulaştırır. Türk siyasi partileri nezdinde Uludere katliamını bölge halkının acısını ciğerden hissedip “Roboski” diyen tek parti de Gelecek Partisi’dir bunu ilaveten belirtmek istedim. Hakeza Sn. Davutoğlu’nun “Serok Ahmet” ile bütünleşmesi ve kendisi için bunun bir onur ve şeref olduğunu belirterek mukabilinde “Ser sera ser çawa” demesi Kürtlere olan muhabbetini ve samimiyetini gösterir. Faili meçhuller, asit kuyuları, işkenceler ve daha havsalamızın idrak edemeyeceği acı ve zulümlere karşı Kürtlerin hakkını ve hukukunu savunan bir kişidir Davutoğlu ve bunu bugün tekrardan siyaset arenasında kendi kurduğu partiyle devam ettirmesi de pek kıymetlidir. Yapılması gerekenler Sn. Davutoğlu’nun kamu düzenini bozmadan diyalog yoluyla ve demokrasi geleneğiyle çözüme kavuşmasını sağlamak olacaktır. Zira demokrasi kültürü farklılıkları bir arada tutmak ve yaşatmaktır. Kürtler bu toprakların asil bir milletidir.
Kılıçdaroğlu acıların bitmesi için adım atıyor ve samimi
Kılıçdaroğlu’nun geçtiğimiz aylarda bir ‘helalleşme’ çıkışı oldu. Bu bağlamda da ilk ziyaretini Diyarbakır’a gerçekleştirdi. CHP liderinin bu çıkşı bölgede size göre karşılık bulabilir mi? Bir Diyarbakırlı olarak bu hamleyi nasıl yorumluyorsunuz?
Sn. Kılıçdaroğlu’nun helalleşme çıkışı da Diyarbakır ziyaretleri de anlamlı ve kıymetlidir lâkin bazı şeyler vardır ki hafızalardan silinmemektedir. Kılıçdaroğlu CHP’yi baştan aşağı büyük bir dönüşüme uğrattı. Ulusolcu-ulusalcı ve seküler adı altında toplumun değerlerini aşağılayan, batılılaşma ve çağdaşlaşma adı altında taklitçilikten öteye gitmeyen CHP hegemonyasını yerine daha halkçı ve daha gerçekçi söylemler geliştirdi. Nitekim bunu 2019 belediye seçimlerinde de tüm Türkiye gördü. Bölgenin dengeleri farklı işler, bölgenin gelir modelleri farklı olduğu gibi siyaset mekanizması da çok farklıdır. Bir iki söylem ile bu iş düzelecek olsaydı Sn. Erdoğan son dönemlerde Diyarbakır’a geldiği zaman Başbakanlığı dönemine vurgu yaparak yaptığı konuşmalara atıfta bulunmasına rağmen karşılık bulmuş olurdu. Peki böyle bir durum var mı ? Elbette hayır. Bugün Ak Parti Diyarbakır’da ağzıyla kuş tutsa da nafiledir. Oturmuş bir düzeni olabilir ama bu düzen inanmışlık ve adanmışlık değer yargılarını terk edeli çok oldu. Sn. Kılıçdaroğlu bu mevzulara samimi yaklaşıyor olabilir ya da partisinin çıkarı için gelip oy istemek adına da bunu yapabilir bunlar siyasetin doğasında olan şeyler bölge halkı bunu yadırgamaz hatta normal karşılar. Bölge halkı çok acılar çekmiştir çok bedel ödemiştir hala da ödüyorlar, hem sağdan hem soldan ödemiştir ama dirayetlidir ve kararlıdır. Sn. Kılıçdaroğlu da tüm bunların farkında olup acıların bitmesi için adım atıyor. Bu ülke hepimizin ve hepimiz üzerimize düşeni yapmakla görevliyiz.
Davutoğlu günah keçisi oldu
Ahmet Davutoğlu’nun başbakanlığı döneminde başta Diyarbakır olmak üzere bölgede ‘hendek olayları’ olarak hatırlanan bir süreç yaşandı. Bu sürece dair bölge halkı Sayın Davutoğlu’nu ne denli sorumlu tutuyor?
Bakın burada tarihi bir çarpıtma olduğu kadar müthiş bir bilgi kirliliği var. Türkiye’de her şey olduğu gibi mi ? Ya da Türkiye’de her şey anlatıldığı kadar sahih mi ? Hayır. Orada dönen ihaleleri mi konuşalım yoksa yapılan kirli hesapları mı ? Tüm bunları görmeden Davutoğlu Hendeği yaptı yok efendim Davutoğlu Toledo dedi yok şuraya gitti böyle şey mi olur ? Çocuk oyuncağı mı bu ? Koskoca bir şehir yıkıldı, tarih tarumar oldu, mimari katledildi, insanlar sürgün oldu, canıyla malıyla imtihan oldu. Şimdi tüm bunları Davutoğlu’na mal etmek nasıl bir vicdansızlıktır, nasıl bir izansızlıktır. Bu kadar mı acımasız olunur, el insaf. Türkiye’de asli ve tali iktidar kavramını kaç kişi biliyor. Hendek olaylarında Davutoğlu’nun iradesi dışında Erdoğan faktörünün de olduğunu bilmeyen mi var? İnsanları bu kadar karalamak ve bir çırpıda harcamak ahlaken uygun değil, dinen hak değil. Bu ülkede Cumhurbaşkanı var, MGK var, emniyet, askeriye, istihbaratın tüm birimleri, devlet kademelerindeki kurumlar ve bürokratlar var ve hepsi şu an vazifelerinin başında peki neden kimse Sur’u eskisi gibi yapacağız sözünü yerine getirmeyip de yarı açık cezaevi müzesi halinde yaptı. Davutoğlu görevden ayrıldı diye Sur, Nusaybin, Cizre, Silopi sair birçok yer gibi diğer tüm olaylarda üzerine yığıldı. Bu adam günah keçisi mi kardeşim ? Ayıptır ayıp.
Gelecek Partisi’nin oy oranına dair bir öngörünüz var mı? Bir de Alanya’da partinize karşı ilgi nasıl?
Gelecek Partisi kurulduğu zaman demiştim. Türkiye’nin uzun vadede hedeflediği demokrat ve müreffeh bir ülke ideali bu partinin kurumsallığıyla mümkün olacaktır. 21 Aralık 2019’da bunları dost meclisinde ifade etmiştim hatta o dönem alacağı oy oranını da söylemiştim ama şu an burada söylemek benim haddim değil. Korku iklimini yayarak iktidarlarını devam ettireceklerine inananların asıl korkulu rüyası Gelecek Partisi geliyor çünkü onlar da yanlış yaptıklarını biliyorlar, doğrunun burada olduğunu da biliyor. Hatta ve hatta Davutoğlu’nun ayrılarak parti kurmasına emin olun sizden bizden daha çok onlar seviniyor çünkü Sn. Davutoğlu Ak Parti içerisindeki MHP rahatsızlığı olan birçok samimi insanın sesidir. Alanya ölçeğinde de bunu en iyi skalası pek tabi yerel halkın partiye yaklaşımıdır ve Sn. Davutoğlu’na beslediği muhabbettir. Alanya’daki tüm siyasi partiler içerisinde de Diyarbakırlı ve Kürt olup siyaset yapan kişi de benim elhamdülillah. Belli ki diğer partilerin Kürt karşıtlığı hala devam ediyor. Bu vesileyle hem yerel Alanya hem de Alanya’da benim gibi düşünen bütün Doğu ve Güneydoğulu hemşehrilerimizle birlikte Gelecek Partisi’nin başarıya ulaşması için gayretimiz devam edecekir.


