Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal’ın geçtiğimiz günlerde kişisel sosyal medya hesabı üzerinden Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayına ilişkin yaptığı “20 yıllık AK Parti döneminde sorumluluğa ortak olmamış olmak” tanımlamasının yankıları siyasetin yanı sıra medyada da, özellikle masanın iki kanadına yakın medya aktörleri arasında zaman zaman gerilime yol açabiliyor.
Habertürk yazarı, gazeteci Nihal Bengisu Karaca’nın bugünkü köşesinde Demokrat Parti lideri Gültekin Uysal’ın bu çıkışına karşın, Kılıçdaroğlu’nun başta ‘helalleşme’ çabası olmak üzere altılı masanın ayakta kalması için sergilediği çabaları ‘babil balığı’ metaforu üzerinden köşesine taşıması sosyal medyada geniş yankı uyandırdı.
Karaca yazısında, Gelecek Partisi ile DEVA Partisi’nden rahatsızlığını beyan eden kesimin tezlerine ilişkin, “Uysal’ın ittifakta bulunan partilerin içinde yer alan bazı profillerden etkilenerek böyle bir ‘göze girme’ çabası içine sürüklendiğini düşünmemek ya da onlar adına aldığı siyasi ihale adına böyle bir paylaşım yaptığını varsaymamak elde değil. Daha tekinsiz ihtimaller de var ama şimdilik oralara girmeyelim” ifadelerini kullandı.
Çok belli ki bunları destekleyen kurmaylar var
Karaca, köşesinde ayrıca “AK Parti’den kopan ve aslında ittifakı ‘anlamlı’ kılan Gelecek ve Deva partilerini istemiyor, onların ittifakta olmasının ‘yirmi yıllık’ AK Parti serüveni ile hesaplaşılmasının önüne geçeceğini düşünüyorlardı, helalleşmenin değil hesaplaşmanın yürürlükte olması gerektiğini ima eden görüşleri, muhalefetin tabanındaki rövanşist dalgayı daha da perdahlıyor. Çok belli ki, altılı masanın en önemli iki partisi olan CHP ve İYİ Parti’de, bunları destekleyen kurmaylar var” diye yazdı.
Şüpheyle karışık heves duyanlar daha ilk düzlükte bir inandırıcılık sorunu olduğunu görüyorlar
Karaca, ayrıca şunları söyledi:
“Ancak o yirmi yılı toptan kriminalize etmek, hatta Abdullah Gül ya da Haşim Kılıç adı geçtiğinde etinden et kopar gibi köpürmek ancak ideolojik saplantısı, mezhepçilik üzerinden keskin bir hesaplaşma dürtüsü ya da fikirleri iktidarda olmakla beraber kendileri hasbel kader dışarda kalmış olan derin devlet kalıntılarının rövanşizminin hamalı olmaktır. Gerek Uysal’ın gerekse onu bu tivitinden dolayı alkışlayanların anlamadığı şey şu: Bu ülkenin siyasi kompozisyonunda muahazakarlar ve dindarlar %45-50 gibi bir yekun oluşturuyor. Muhafazakar ve dindar kesime -mış gibi yaparak değil samimi bir telden seslenmeden %50+1’e ulaşma imkanınız yok. Nokta. Birkaç muhafazakar siyasetçi ittifaka gelebilir ama sürekli özür dileyen bir pozisyonda, hela kapısının yanına attığımız sandalyede otursunlar, bu kadarını lutfettiğimize şükretsinler kafası yaşayan çevreler ittifak adına ahkam kesince bu tarafa bakıp bu kadarını lutfettiğimize şükretsinler kafası yaşayan çevreler ittifak adına ahkam kesince bu tarafa bakıp şüpheyle karışık heves duyanlar daha ilk düzlükte bir inandırıcılık sorunu olduğunu görüyorlar. Kenardaki kararsız %25’in muhafazakar %10’u da, kalan kısmı da yerinden kıpırdamıyor. Çünkü aptal değiller, iyi kötü bir samimiyet dedektörleri var.”
Büyükyüksel’den ‘Size ihtiyaç yok’ iması
Nihal Bengisu Karaca’nın bugün dile getirdiği görüşlere itiraz ise siyaset bilimci Kemal Büyükyüksel’den geldi.
Twitter üzerinden Karaca’ya yanıt veren Büyükyüksel, cumhurbaşkanlığı adaylığı ile ilgili İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın anketlerde yüzde 55’in üzerinde bir desteğe sahip olduklarını öne sürdü. Karaca’ya ‘elit’ yakıştırması yapan Büyükyüksel, muhafazakarlarla adına dayatmacılık yapıldığı görüşünü savundu.
Büyükyüksel, ayrıca AK Parti’den kopan siyasi hareketleri elitist olmakla itham ederek şu ifadeleri kullandı:
“Formül: “Muhafazakarlara ulaşmak istiyorsanız beni dinleyeceksiniz çünkü ben bu cenahı çok iyi anlarım. Siz anlamazsınız. Onları kazanmanın yolu benden geçer. Sözümden çıkmayın.” Kısacası elitler için politik güç devşirmenin bir aracı olarak bir topluluğu koz olarak kullanmak.”
Karaca’dan ‘çelişki’ vurgusu: Dindarları tasfiye edelim ama sağcı milliyetçi aday iyi. Oh ne ala!
Nihal Bengisu Karaca, Kemal Büyükyüksel’in bu sözlerinin ideolojik bir karmaşa içerdiğine işaret ederek şu ifadelerle yanıt verdi:
“Asıl çarpık olan demokratik sosyalist olduğunu söyleyip milliyetçi-sağcı Mansur Yavaş’a da sempati duymaktır. Hem solculuğun entelektüel rantına çökecek hem de Mansur Yavaş sempatizanı olacaksınız, öyle mi? Dindarları tasfiye edelim ama sağcı milliyetçi aday iyi. Oh ne ala!”
Büyükyüksel’den anlamsız çıkış: Sahi ne oldu o bir sonraki Cuma günü çıkacak olan görüntülere?
Nihal Bengisu Karaca’nın, çelişkili ifadelerine dikkat çekmesi üzerine Büyükyüksel, konuyu Gezi’ye getirerek tartışmaya farklı bir boyut kazandırmaydı denedi.
Kemal Büyükyüksel, Karaca’ya “Yazdığımdan Yavaş’a sempati duyduğumu veya dindarların tasfiyesini çıkarmanız enteresan. Kamuoyuna sunulan anketlerin sonuçlarını belirttim sadece. Olayları çarpıtma alışkanlığınız sanırım Gezi’den beri aynı kalmış. Sahi ne oldu o bir sonraki Cuma günü çıkacak olan görüntülere?” şeklinde yanıt verdi.
Karaca tekrar yanıt verdi: Muhafazakarlar Erdoğan’a daha sıkı sarılsın diye bu kadar çaba neden?
Karaca, Büyükyüksel’in Gezi çıkışına ise şöyle yanıt verdi:
“Bu solcu muhalif; hem Yavaş’ı hem İmamoğlu’nu aynı anda destekleyen kişiler konuyu etraflıca tartışmak yerine ad hominemciliğe savrularak kendilerini cılız gösteriyor. Hadi Gezi konusunda saplantı var anladık da muhafazakarlar Erdoğan’a daha sıkı sarılsın diye bu kadar çaba neden?”
Ad hominem: Bir argümana cevap verirken argümanı eleştirmekten ziyade argümanı ileri süren kişiye saldırarak argümanı etkisiz kılmaya çalışmaktır.
Karaca, yanıtını şöyle sürdürdü:
“Kemal Bey, sosyalistliğinizi bilmem ama siz asla demokrat değilsiniz. Adalet değil 27 Mayıs tarzı intikam istiyorsunuz. Gezi’de görüntüler var diyen İsmet Berkan’a inandım ve rt ettim. Görüntü var diye bir ifadem yok, benden nefret edebilirsiniz ama yalana başvurmanız dramatik.”


